
Neden hep geçmişi anıyoruz?
Neden bu kadar çok 60’lı, 70’li, 80’li yılları özlüyoruz?
Hiç aklınıza takıldı mı?
Cevap aslında çok basit..
*İnsan olmanın, çağdaş olmanın arkasında biz sadeliği, dürüstlüğü özlüyoruz..*
***
Çünkü biz şanslı bir çağın şnsanlarıyız.
Biz birbirimizi ekrandan değil, sokaklardan tanırdık..
Kimin hangi müziği, nasılsın hangi şarkıları sevdiğini öğrenmek için; profiline değil, odasına, yüreğine misafir olurduk..
***
Birini beğendiğimizde fotoğrafına kalp bırakmaz, cesaretimizi toplayıp yüzüne söylerdik..
Mesaj yollamazdık, mektuplar yazardık ucu yanmış zarflarla saklı!..
Görüntülü görüşmenin arkasına saklanmaz, göz göze gelirdik..
Sesini duymak kıymetliydi; çünkü her an arayamazdık.
Ve evet, unutmadan;
Kimse bize “dışarı çıkalım mı? ” diye mesaj atmazdı.. Çünkü o yıllarda herkes dışarıdaydı zaten..
***
Otobüslerde telefon ekranına değil, camdan dışarıya bakardık..
Lokantalarda, çay bahçelerinde, kafeteryalarda “bildirim” değil, muhabbet olurdu masalarda..
Sinemalarda, tiyatrolarda, barlarda; *“konum at”* değil, *”orada buluşalım”* denirdi..
Belki de en güzeli;
*Dokunmanın kıymetini* bilirdik..
Çünkü *temas* vardı..
Bugünkü nesil hayallerden tad almaya çalışıyor..
Gerçek, hayal oldu sanki!
***
En önemlisi bugünkü gibi “sanal” hiçbir şey yoktu..
Herşey gerçek, hepsi de sevgi ışıltıları ile süslenmişti..
İşte tam da bu yüzden..
*ÖZLÜYORUZ..* Şahin Esendemir Yazdı
Fotoğraf: Zariç ailesinden
www.facebook.com/photo/?fbid=26660069350263972&set=gm.34701500549464563&idorvanity
