Bizde yaş günü, doğumgünü denir,
Azeriler ‘Ad Günü’ diyorlar.
İnsanların yaşama doğumunu,
Hayata geliş gününü tariflerken.
Ad günü, adı aldığın gün diyorlar.
Çünkü o isimle yaşıyor herkes,
O isme ya da soy ismine layık,
İsmiyle müsemma bir yaşam,
İsmindeki manaya uygun,
Onu yansıtan bir karakterle,
Yaşamak, bir ömür sürmek,
Ne kadar önemli aslında !!!
İnsanları isimlendirirken, adlandırırken,
Kaynak genelde duygular, algılar ve doğa,
İnançlar ve ümitler, erdemler ve tarih,
Kısacası insanlığı yönlendiren herşey.
O ismi daha önce taşımış büyük insanlara,
Atamıza, dedemize, fikre atfen ad alıyoruz.
Alıyoruz da, sonuç?
İsmimize, soy ismimize layık,
Anlamını bilerek, düşünerek, özümseyip,
Adına yaraşır bir yaşam sürüyor muyuz?

≈∞≈

İnsan dışındaki herşey ismiyle müsemma.
Bizim dışımızdaki canlı ve cansız varlıklar,
Hem de bizim, akıllı insanın, üstün insanın,
Onlara verdiği isimlere layık yaşarlar.
Çiçek asla böcek gibi hayat sürmüyor,
Sürüngene kuş, bitkiye su gibi denmiyor.
Yüce insan, evrenin en yetkin canlısı,
Güzel insan dışındaki herşey,
Yaşamını, başladığı isim gibi sürdürüyor.
İsmine layık ve yaraşır bir ömür sürdürüyor.
Diğerlerinin, adlar dizgesiyle isimlendirmesine,
Nomenklatür yada terminolojiye bakarsanız,
Cins ve türe atıf yapıldığını görürsünüz.
Kontrast ya da ikilem yoktur, neyse o,
Misal tilki; vulpes, kızılı vulpes vulpes,
İstisnasız hepsi kurnazdır ve sinsidir,
İsmi karakteriyle aynı yaşar ve ölür.
Atropa belladona, güzel avrat otu,
İstisnasız her gözbebeğini büyütür.
Tilki tilkidir, ot ot, taş taş…
Birtek insan ismine, adına yaraşır
Soy ismine, soyuna atfedilene uygun,
Yaşam sürmekte zorlanır…

≈∞≈

Gülümseme, tebessüm anlamlıdır adı,
Somurtur ömür boyu, asık surat.
Sabırsız, tembel, ahlaksız ırasına rağmen,
Sabırlı, çalışkan, ahlaklı anlamındaki,
Manası tam ters olan ismiyle yaşar.
Demez ki ya benim adaletli olmam gerek,
Adımın anlamı bu, soyadımda öyle…
Demez ki, benim adımı verirlerken,
Beni iffetli, faziletli, çiçek gibi düşlemişler.
Ben böyle hafif meşrep ve namussuz olamam.
İsimlerimizi aldığımız herşeyin anlamı,
Dünyanın nimetlerinden, erdemlerinden,
İnsanlığı huzura, mutluluğa, refaha taşıyan,
Doğanın sunduğu değerlerden geliyor.
Kullanıp atan, geçici hevesli, kirleten anlamında,
Kıskanç, garazkar, hasis diye isim yok, almıyoruz.
Şark kurnazının , kör cahilin ismine bakıyorsun,
İnsanlığı yücelten, onurlardıran şey anlamında.
Oysa ısırgan otu ya da kertenkele neyse o,
Aslan aslan gibi, çakal çakal gibi ömür sürüyor.
Bir insanoğlu ismiyle ikileme düşebiliyor.

≈∞≈

İsimlendirme, ad verme, soy ismi,
Ne olduğumuz belli olmadan veriliyor.
Öyle ya, isim ta başından yapışıyor bize.
O zaman, bu biyoloji ve fizyoloji içinde,
Verilen bu ruh ve bu akli gerçeklikte,
Nasıl herkes adının anlamına uygun
İsmiyle müsemma bir yaşam sürsün?
Lakin verilen isimlere bakın, herzaman,
Güzelliği, doğruluğu, iyiliği çağrıştırıyor,
Doğanın, evrenin ölmez sembollerini,
Hislerin, kokuların, görüntülerin, tadların
Algının saptadıklarının en iyisiyle adlanıyoruz.
Bizimde belki yaş günü yerine,
Büyümeyi, yaş almayı, olgunlaşmayı
Matematiksel, sayısal değilde,
Anlamsal, kavramsal kutlamamız gerek.
Belki bizde ‘’Ad Günü’’ kutlamalıyız.
Herkes isminin manasını ırasına yüklese,
Ömrünü, isminin anlamına, kaynağına layık,
İsminin anlamını yüceltecek şekilde yaşasa,
Dünya güzelleşir gibi gelir bana.
Çocuklarımıza Tilki ya da Korkak yerine,
Aslan ya da Yılmaz diye ad koymamızın,
Bir nedeni olmalı?