ÇDSO 21 Kasım Konser Programı, Taşar Erkol

Konser Tarihi    : 21 Kasım 2025 – Cuma

Konser Saati      : 20:00

Konser Salonu   : Adana Büyükşehir Belediyesi Konser Salonu

 

KONSER PROGRAMI

 

W.A.MOZART                : Flüt – Arp Konçertosu

  1. B. MENDELSSOHN : Senfoni No.4

 

Şef          : ARTUN HOINIC

Solistler : ÇAĞATAY AKYOL          ”arp”

NİCOLE ESPOSITO           ”flüt”

 

 WOLFGANG AMADEUS von MOZART

 

Vaftiz adı       : Johannes Chrysostomus Wolfgangus Theophilus Mozart

Doğum           : 27 Ocak 1756, Salzburg

Ölüm              : 5 Aralık 1791, Viyana

 

Klasik Batı Müziği’nde Klasik dönemin etkili ve üretken bestekârlarından biridir.

Mozart, olağanüstü yeteneklerini erken yaşta göstermeye başladı. Beş yaşında piyano ve keman konusunda yetkin hale gelmiş, beste yapmaya başlamıştı, Avrupalı kraliyet ailelerine konserler veriyordu.

17 yaşında Mozart, Salzburg sarayında müzisyen olarak görev yapmaya başladı ama orada tatmin olmayınca daha iyi bir pozisyon aramak üzere seyahatlere çıkmaya başladı.

1781’de Viyana seyahati sırasında Salzburg’daki görevinden ihraç edildi. Bunun üzerine Viyana’da kalmaya karar verdi. Viyana’da daha meşhurdu ama maddi güvencesi daha azdı. En ünlü senfonilerinin, konçertolarının ve operalarının birçoğunu ve Requiem’in bazı kısımlarını Viyana’daki son yıllarında besteledi. 35 yaşında öldüğünde Requiem henüz tamamlanmamıştı. Ölümüyle ilgili ayrıntılar hâlâ tartışma konusudur.

Bestelediği 600’den fazla eserin birçoğu senfoni, konçerto, oda, opera ve koro müziğinin zirve noktaları olarak kabul edilir. Mozart tüm zamanların en önemli klasik bestecileri arasında sayılır ve Batı müziği üzerindeki etkisi çok derindir. Ludwig van Beethoven ilk eserlerini Mozart’ın gölgesinde bestelemiştir. Joseph Haydn, Mozart için “Böyle bir yetenek 100 yıl boyunca bir daha gelmez.” demiştir.

En önemli esin kaynaklarından biri Johann Sebastian Bach’ tır. Bach’ın eserleri birçok kez Mozart’ın esinlendiği eserler olarak gösterilmiştir.

Türklerin Avrupa’da moda olduğu o yıllarda, Mehter ritminden esinlenen Mozart, 11 numaralı La Majör Piyano Sonat’ının (K. 311) 3. bölümünde “Ronda alla Turca” (Türk Marşı)’nı besteler, ayrıca Viyana’da Türk elçisinin kızı Zaide adına opera besteler.

Dünya tarihinin belki de gelmiş geçmiş en büyük müzik dehasının sadece 35 yıllık bir ömür yaşaması ve bu ömüre 626 ölümsüz eser bırakması, kendisi belki de müzik dünyasının en büyük kazançlarından biri olsa da kısa ömrü de müzik dünyasının en büyük kaybıdır.

Mozart’ın müziği, Haydn’ınki gibi, klasik müziğin ilk örneklerindendir. Çalışmaları, o dönemin tarzını değiştirmiş ve barok tarzı ile de karışımını sağlamıştır. Mozart’ın kendine ait tarzı klasik müziğin tamamının gelişimine paraleldir. Çok yönlü bir besteciydi, hemen hemen her türde müzik yazardı. Bunların arasında senfoni, opera, solo konçerto, oda orkestrası, yaylı kuartet ve yaylı kentet ve piyano sonatları da vardır. Bu türlerin hiçbiri yeni değildi, ama piyano konçertosu Mozart’ın tek başına geliştirdiği ve popüler ettiği bir türdür. Ayrıca önemli sayıda dini müzik de yayımladı, bunların arasında ayin müzikleri de vardı ve birçok dans müziği de besteledi; divertimenti, serenadalar ve diğer hafif eğlenceli türlerde…

Mozart ilk yıllarından beri müthiş bir kulağa sahipti. Duyduğu her müziği hafızasına bir daha çıkmayacak üzere yazabiliyordu. Gezilerinin de oldukça fazla olmasından dolayı, nadir bir tecrübe koleksiyonu edindi. Londra’da bir çocuk olarak J. S. Bach ile karşılaştı ve müziğini dinledi. Paris, Mannheim ve Viyana’da da buradaki bestekârlarla karşılaştı. Muhteşem Mannheim orkestrasıyla beraber çalıştı. İtalyan açılışları ve opera buffalarıyla karşılaştı. Bunların hepsi, gelişiminde önemli bir rol oynadı. Londra ve İtalya’da galant tarzı o dönemde oldukça popülerdi. Basit, hafif müzik, sesin yavaşlamasına bir tutku, vurgulara önem veren, hâkim ve ana notanın üstündeki dördüncü ve altındaki notayı çıkartarak, simetrik cümlelerle ve açık bir mimari sundu. Bu tarzın etrafında gelişen klasik müzik, Barok’ un karmaşık tarzına bir tepkiydi. Mozart’ın ilk çalışmaları, İtalyan uvertürleriydi… Diğerleri J. C. Bach’ın eserlerine oldukça benzerdi ve başkaları da Viyana’daki eserlerin değişik bir şekilde vurgulanmasıydı.

Mozart’ın en tanınan özelliklerinden biri de belli bir düzenin uyumuydu; sesin yavaşlamasına ana nota etrafında yöneliyordu ama Mozart, bunu değiştirerek uyumu ses yavaşlamasının daha güçlü yarıya geçmesini sağlamıştı. Mozart’ın Phrygian anlayışı da bunu gösterir.

Mozart olgunlaştıkça, Barok müziğinden birtakım yeni özellikler daha uyarlamıştır. Daha sonraki operalarında da enstrümanların, orkestranın, ton renginin psikolojik ve duygusal hisleri ve dramatik geçişleri ifade edebilmek için yeni yöntemler geliştirmiştir. Senfonilerinde çözülemeyecek seviyede karmaşık bir şekilde orkestrasını kullanması, orkestranın psikolojik etkilerini geliştirmiş ve daha sonra da opera olmayan eserlerinde de görülmüştür.

 

Flüt, Arp ve Orkestra için Konçerto     K.299/297c     Do Majör

 

            Bestelenme tarihi     : Nisan 1778

 

Mozart’ın flüt , arp ve orkestra için yazdığı bir eserdir. Mozart’ın yazdığı yalnızca iki gerçek çift konçertodan biridir, aynı zamanda arp içeren tek müzik parçasıdır. Yapıt, repertuardaki en popüler konçertolardan biridir.

Konçerto, Mozart’ın Guînes Sarayı için Paris’e yaptığı ziyaret sırasında yazılmıştır. Flüt sanatçısı Guînes Dükü Adrien-Louis de Bonnières ve besteciden kompozisyon dersleri alan arp sanatçısı kızı tarafından Mozart’a sipariş edilmiş (ancak ücreti hiçbir zaman ödenmemiştir).

Mozart, konçertoyu dinleyicileri düşünerek bestelemiştir. Yapıt, esasen o dönemde Paris’te oldukça popüler olan bir Sinfonia Concertante formundadır. Günümüzde konçerto, her iki çalgıcı için de teknik olarak zorlayıcı olduğu için genellikle oda topluluklarında çalınır. Ayrıca, arpçıların yeteneklerini sergilemek için orkestralarda da sıklıkla çalınır.

Arp bölümü, orijinal bir arp bölümünden ziyade bir piyano parçasının uyarlaması gibi görünmektedir; bu, özellikle beş ve on notalık kalıplarda, bir arpçının parmaklarının altına kolayca düşmeyecek olan üç bölümün tamamında belirgindir, çünkü beşinci parmaklar genellikle kullanılmaz. Tam, zengin glissandolar yoktur ve arp bölümünde kontrpuan olmasına rağmen, genellikle zengin akorlar içermez. Mozart, bestelerinde normal olduğu gibi, kendi kadanslarını eklememiştir.

Yapıttaki solistler bazen orkestrayla birlikte çalarken, bazen de orkestra dinlenirken düet olarak sahne alırlar. Flüt ve arp, melodiyi ve eşlik eden dizeleri dönüşümlü olarak çalar. Bazı pasajlarda, sadece birbirleriyle kontrpuan da oluştururlar.

Mozart konçertoları, armonik olarak nasıl hareket ettikleri ve hızlı-yavaş-hızlı üçlü formlarına bağlı kalmaları bakımından standarttır: Sinfonia Concertante formundadır.

Yapıt; repertuardaki en popüler konçertolardan biridir, üç bölümdür:

  1. Allegro
  2. Andantino
  • Rondeau – Allegro

 

Birinci bölüm     Allegro

Orkestra her iki temayı da seslendirir. İlki hemen mevcutken, ikincisi korno tarafından tanıtılır. Her iki tema da geleneksel sonat formuna girer. Soli ise daha sonra mevcut temaları yeniden işler.

 

İkinci bölüm     Andantino

Bu bölümdeki kısa ifadeler yaylılar tarafından başlatılır ve lirik olarak uzatılır. Bu, temanın dört varyasyonuna dönüşür. Bu bölümdeki kadans, dördüncü varyasyonun sonunda, orkestra ve soli’ nin lirik temaya odaklandığı bir kodaya yol açar. Tonalite Fa majördedir ve korno sessizdir.

 

Üçüncü bölüm     Rondeau – Allegro

Bu bölümün biçimi: La-Si-La-Do-La-Si-La, tipik bir sonat-rondo biçimidir . Standart sonat-allegro biçiminden tek küçük farkı, “La” temasının paralel minörde üçüncü kez duyulmasıdır. Konçerto, üç forte Do majör akoruyla sona erer.

 

FELİX MENDELSSOHN BARTHOLDY

 

Tam adı                                 : Jacob Ludwig Felix Mendelssohn Bartholdy

Doğum tarihi ve yeri              : 3 Şubat 1809, Hamburg

Ölüm tarihi ve yeri              : 4 Kasım 1847, Leipzig

 

Alman müzisyen, besteci, piyanist, orgcu ve orkestra şefi.

Alman romantizm stilinde klasik batı müziği bestecisidir. Bach’ı yeniden hayata döndüren kişi olarak tanınır. Gelmiş geçmiş en yetenekli bestecilerden birisi kabul edilen Mendelssohn, Mozart’ın 19. yüzyıldaki eşdeğeri olarak değerlendirilmiştir.

Aristokrat bir ailenin dört çocuğundan üçüncüsü olarak doğdu. İlk piyano derslerini annesinden ve ablası Fanny’ den aldı. Berlin’e taşındıktan sonra Ludwig Berger ile piyano, Carl Zelter ile teori ve kompozisyon çalıştı. Babası, çocuklarını okula göndermeyip evde kendi geliştirdiği sistemle eğitiyor ve özel dersler aldırıyordu. Bu sebeple Felix, içine kapalı ve çekingen bir kişi olarak yetişti. Bu arada Mozart ve Bach’ın eserlerini çalışmak için ablası Fanny ile Paris’e bir yolculuk yaptı. Bu bestecilerden, özellikle de Bach’tan, esinlenerek besteler yaptı.

1820’de ilk eserini besteleyen Felix, 12 yaşında iken Carl Zelter onu Alman şair Goethe ile tanışmak üzere Goethe’nin evine götürdü. Felix, 72 yaşındaki şairin evinde iki hafta kaldı. Goethe’nin evinde Carl Maria von Weber ile tanıştı ve ona piyano dörtlüsünü seslendirdi. Felix’in yeteneğinden çok etkilenen Goethe, kendisine o anda yazdığı bir şiiri veda armağanı olarak sundu.

Goethe’nin şiirlerinin yanı sıra Shakespeare’in eserlerinden de ilham alan Felix, aristokrat ailelerin salonlarında çalınmak üzere besteler yapmaya devam etti. Henüz 13 yaşındayken “Do minör Senfoni” sini yaratmıştı. 16 yaşında, türünün ilk örneklerinden birisi olan “Yaylı Çalgılar için Mi diyez Majör Sekizlisi” ni (Op. 20) besteledi. 17 yaşındayken dahi çocuk olarak ünü yayıldı ve “Bir Yaz Gecesi Rüyası” (Op. 21) uvertürü seslendirildi. William Shakespeare’in bir komedisi için bestelenen bu eser, klasik müziğin romantik döneminin en güzel eserlerinden sayılır. Aynı esere orkestra için Do-Majör bestelenen parça ise “Düğün Marşı” olarak tanınmıştır.

1826-1829 yılları arasında ailesinin isteği üzerine Berlin Üniversitesi’nde öğrenim gören Mendelsshon, daha sonra meslek olarak müziği seçmeye karar vermiştir. Üniversite yıllarında besteciliğinin yanı sıra iyi bir bilardo ve satranç oyuncusu, iyi bir dansçı ve binici olarak tanınıp sevilmişti.

Mendelsshon, 20 yaşına geldiğinde unutulmuş bir besteci olan Bach’ın eserlerini incelemeye kendini vermişti. Henüz 13 yaşındayken doğum günü hediyesi olarak Johann Sebastian Bach’ın “Matthaus Passionu” nun (Aziz Matta) notalarını isteyen ve bu eser üzerine çalışmalar yapan sanatçı, kendisini ileride “Bach’ı yeniden yaşama döndüren kişi” yapacak yola böylece girmişti. Öğretmeni Zelter’ in itirazlarına rağmen bu yolda çalışmaya devam etti. Berlin’de Bach’ın eserlerini seslendirdiği başarılı konserlerin ardından Avrupa müziğini tanımak üzere babasının desteğiyle üç yıllık bir Avrupa turnesine çıktı.

Mendelssohn’un turnesi İngiltere’den başlıyordu. Bu ülkede, George Frideric Händel’ den sonra en sevilen Alman besteci olarak gönüllerde taht kurdu. İngiltere’de iken pek çok eser besteledi ve İskoçya’ya yaptığı geziden esinle “İskoç Senfonisi” ni bestelemeye başladı.

Anne-babasının 25. evlilik yıldönümlerinde çalınmak üzere “Die Heimkehr aus der Fremde” başlıklı şarkı dizisini de bu dönemde besteledi.

Sanatçının gezileri; Güney Almanya, Avusturya, İtalya, İsviçre, Fransa ve tekrar İngiltere’den sonra, 1832 yılının Nisan ayında yine Berlin’de sona erdi.

Öğretmeni Zelter’ in ölümünden sonra Berliner Singakademie adlı müzik okulunda Zelter’ den boşalan göreve gelmek istediyse de bu göreve alınmadı. Bunun nedeni akademi üyelerinin geçmişi Musevi biri ile çalışmak istememesi ve 50 yaşındaki birinden boşalan yeri 24 yaşındaki tecrübesiz bir gence devredilmesini uygun görmeyişleridir. Bu seçim, Alman müzik tarihinde önemli bir rol oynadı.

Mendelsshon, 1833’te Düsseldorf kentindeki Niederrhein Müzik Festivali’nin genel direktörlüğü görevini kabul ederek şehirden ayrılmasından sonraki gelişmeler sonucu Berlin, müzik alanındaki üstünlüğünü kaybetti.

Mendelsshon genel direktörlüğünü üstlendiği festival boyunca Händel Oratoryaları’nın yorumlanmasını sağlayarak Barok Dönem müziğini yeniden hayata geçirdi. Aynı yıl kendisi vokal eserlerini ve Avrupa turnesi sırasında gördüğü İtalya’nın canlılığı ve renklerinden esinlenerek “İtalyan Senfonisi” ni besteledi. Londra Filarmoni’nin ısmarladığı bu eseri, festival yöneticiliği görevine başlamadan hemen önce bir kere daha Londra’ya giderek ilk seslendirilişini gerçekleştirdi. Festivalin başarısından sonra Düsseldorf kenti müzik dünyasının en üst yöneticisi konumuna geldi ancak çevresi ile geçimsizliği sonucu bu görevi kısa sürede bıraktı. Birkaç yıl sonra ise Leipziger Gewandhaus orkestrasının yönetimini üstlendi ve Leipzig kentini Almanya’nın en önemli müzik merkezlerinden birisi haline getirdi. Bach ve Händel’ in eserlerinin yanı sıra Schubert’in “Büyük Senfoni” sini müzik dünyasına tanıttı.

1840 yılında Orta Avrupa’nın en tanınmış bestecisi haline gelen Mendelssohn, 1841’de Leipzig’de bir konservatuvar kurdu. Bu konservatuvar, 1846’da Avrupa’nın en üstün müzik okulu haline geldi.

1847’de ablası Fanny’ nin ölüm haberi üzerine yaşama isteğini yitiren sanatçı, “Fa Minör 6. Yaylı Çalgılar Dörtlüsü ve Fanny için Requiem” i besteledi. Aynı yıl bir beyin sarsıntısı geçirerek kısmi felç olan Mendelssohn, hayatını kaybetti ve ablası Fanny’ nin yanına gömüldü.

 

 

 

Senfoni No. 4          Opus. 90          La Majör     (İtalyan)

 

Bestelendiği tarih ve yeri          : 13 Mart 1833, Berlin

İlk seslendirilişi ve yeri             : 13 Mayıs 1833, Londra Filarmoni Derneği konseri

Orkestra şefi                              :  Felix Bartholdy Mendelssohn

 

Eserin kökeni, bestecinin İskoç 3. Senfonisi ve Hebridler uvertürü gibi, Mendelssohn’un 1829-1831 yılları arasında yaptığı Avrupa turnesine dayanır. Eserin ilham kaynağı, Mendelssohn’un taslaklar çizdiği ancak eseri yarım bıraktığı İtalya’nın renkleri ve atmosferidir.

Majör tonda başlayıp tonik minörde biten ilk büyük çok bölümlü eserler arasındadır. Erken dönem romantik bir eser olan senfoni, üflemeli çalgılar için bireysel melodilerin daha fazla kullanılmasını ve geniş bir dinamik aralığı içerir.

Senfoni; 2 flüt, 2 obua, 2 klarnet, 2 fagot, 2 korno, 2 trompet, timpani ve yaylılar için bestelenmiştir . Dört bölümden oluşmaktadır:

 

  1. Allegro vivace ( La majör )
  2. Andante con moto ( Re minor )
  • Con moto moderato (La majör)
  1. Presto ve Final: Saltarello ( La minör )

 

Birinci bölüm    Allegro vivace     La majör

Neşeli, Sonat formundadır. Hızla titreşen üflemeli çalgılar üzerindeki kemanlardaki bir düdük sesine benzer bir tema sunuyor. Bu titreşen görüntü, bölüme sanki İtalyan kırsalında hızla ilerliyormuşuz gibi acil bir hareket havası katıyor. Bu bölümün ritimlerinin, dansçıyı tarantula ısırığından kurtarmak için tasarlanmış ateşli bir dans olan İtalyan tarantella’ sına dayandığı düşünülüyor

 

İkinci bölüm     Andante con moto     Re minor

Tamamen saklı bir zarafettir. Ana teması çeşitli şekillerde bir Çek hacı şarkısının melodisi, Mendelssohn’un öğretmeni Karl Friedrich Zelter’ in “Es war ein König in Thule” şarkısının bir varyasyonu, hatta Mendelssohn’un kendi “Lieder ohne Wörter” (Sözsüz Şarkılar) eserlerinden birinin yorumu olarak tanımlanmıştır. Başka bir kaynak ise bestecinin Napoli’de tanık olduğu ciddi bir dini alayı tasvir ettiğini iddia eder. Kökeni ne olursa olsun, bu Re minör bölüm, yavaş, sürdürülen temaları yavaşça yürüyen bir karşı melodi üzerinde karşılaştırır. Sessiz, pizzicato bir bas çizgisiyle kapanır.

 

Üçüncü bölüm     Con moto moderato     La majör

Üçlüde Fransız kornolarının tanıtıldığı bir minuet görkemli bir giriş yapar. Bu bölümün, güzel bir kadının başkanlık ettiği bir ayının (şair) bulunduğu ayrıntılı bir resmi bahçe ve hayvanat bahçesini anlatan Goethe’nin “Lilis Park” şiirinden esinlendiği varsayılmaktadır. Minuet’ in üçlü bölümü, korna korosu ve yükselen üflemeli çalgılarla, kaçmayı özleyen güçlü ayıyı temsil eder. Üçlü melodi, final kodasında kendini göstermeye çalışsa da sonunda minuet tarafından bastırılmış kalır.

 

Dördüncü bölüm    Presto ve Final: Saltarello     La minör

Baştan sona paralel minör tondadır. Mendelssohn’un Roma’daki Karnaval şenliklerinde görmüş olabileceği bir Napoli dansı olan saltarello’ dur . Dans on altıncı yüzyıla kadar uzanır ve canlı sıçramalar, sekmeler ve vahşi kol hareketleri içerir. Senfoninin bu son bölümü de aynı derecede vahşidir, kuvvetli bir şekilde açılır ve nefes kesici bir tempoyu korur. Merkezi gelişme, Mendelssohn’un Rossini’nin crescendo’ sunun kendi versiyonunu içerir ve sürekli olarak pianissimo’ dan fortissimo’ya doğru gelişir. Kapanış bölümü, ilk bölümün temasına atıfta bulunur, ancak bu sefer bu bölümün tonunda, La minör…

Bölüm senfoniyi enerjik ve dramatik bir şekilde kapatır. Kesinlikle Mendelssohn’un ailesine olacağına dair güvence verdiği kadar “neşeli”...

 

 

Sanatla Kalınız …

 

 Taşar ERKOL