Tracy Chapman; Amerikalı bir şarkıcı, çok klasik hikayelilerden.

64’lü, sakin bir çocuk, annesinin büyüttüğü, ırkçılıktan nasipli,

Ama 88’lerde çıkardığı albüm, benim hayatta kaldığım yerlerden.

Şöyle diyor Chapman; ‘’Şarkı yazmak çok mucizevi bir iş,

Hiçbir şeyden üretilen özel bir şey hissi veriyor.

Yani üretirken kontrol edebildiğiniz bir şey değil şarkı yapmak’’.

Biz de, yazlığın yaz meltemi esintisinde oturup konuşurken,

Geçmişimizde kontrol edemediğimiz ne çok şeyin bizi hala etkileyip,

Hayat şarkımızı besteleyip, güfteleyip önümüze koyduğunu konuşuyoruz.

Kızkardeşim Hande, dört yıldır yüzyüze görüşmemişiz, hasret taşıyor balkondan.

Seksenli yılların sonunda, hakikaten anlamlı ve derin şarkılarından etkilendiğimiz,

Çok nadir bulunan seslerdendi Chapman ve o gün o da bizimle sohbette:

‘’Sorry, is all that you can’t say,

Years gone by and still,

Words don’t come easily,

Like sorry’’.

Bazen şarkılar sana yazılmış bir fal gibi yanı başında tıngırdar dostlarım.

Ortak geçmiş muhasebesi yapacağın, canından can birini buldun mu,

O özür dilemeyi, affedip affedebilmeyi, aslında çok sevdiğini söylemeyi,

Neden yapamayıp, o yükü yıllarca böğründe taşıdığını muhasebeleştiriveriyorsun.

Anlıyor muyuz acaba, en gerekli nedir hayatta?

Bize bu hayatta gözle anlaşabileceğimiz, susarak bağırabileceğimiz,

Sözün her çizgisinin ayrı olup, biraraya gelmesinin mucize olduğunu hatırlatan,

Bir türlü hesaplanmayan o geçmiş muhasebeyi dokunup çözecek,

Formülde biribirini götürenleri sadeleştirerek, bak kalan bu diyebilecek,

İki üç sağlam matematikçi yaren lazım dostlar, gerisi hikaye.

Bu hayat her ne kadar fiziksel içinde bulunduğumuz an sanılsa da,

Sözden, düşünceden ibaret bir koca geçmişin arkadan görünüşü olan,

Ruhani ve bilinmeyen bir geleceğe doğru akış.

Tıpkı Tracy Chapman’ın şarkı yapmayı tarif ettiği gibi bir şey;

Hiçbirşeyden yaratılan ve kontrol edilemeyen bir koca ömür…

●●●●○○○○●●●●

‘’Özür dilerim, affet beni, seni seviyorum’’

Bir türlü söyleyemediğimiz bu sözler üstüne kurmuş şarkıyı Chapman.

Tıpkı hepimizin hayatında çakılı kaldığı sözler gibi,

Bir türlü hesaplaştırıp, geleceğe taşımadan yerinde bırakamadığımız anlar,

Aslında götürü usulü sadeleştirilebilecek bir formül misali,

Bir hesap uzmanı, bilgi işlemci, analist gibi yazmış şarkıyı Tracy.

Yani özür dilemek, hani bir türlü söylenemeyen o sözün,

Yani bağışlamak, hani bir türlü becerilemeyen o duygunun,

Tıpkı habis bir tümörün vücuttan, farklı yerlere sıçramadan alınması gibi,

Tamamen, kan basıncını, kan tablosunu ve hormonları olumlu etkileyen,

Tıpkı bir ilaç yada terapi etkisi gibi olumlu yanları yazılıyor artık bilim ortamında.

Çocukluk travmalarımızı ve birtürlü neden orada kaldığımızı bilemediğimiz anları,

İnsanların içinden geçtiği süreci ve devam ederken ayağımıza takılanları,

Tracy Chapman’ın ‘’ Baby can I hold you now’’ nakaratlarına eşlik ederek konuşuyoruz.

Yoktan varedilen her insan zihni ve ruhu, tıpkı güftesi ve bestesi gibi şarkının,

Yaratıcısının hissettiğini, korkup çekindiğini, isteyip yapamadığını birebir yansıttığı gibi,

Bambaşka sözlere, tona, tınıya, bambaşka şarkılara da evrilebiliyor.

Kızkardeşim çok akıllı, karşılaştırma ile anlatırken, beni eski bir şarkının güftesinde arayıp,

Kendisini ise, adeta melodisi bile farklı yepyeni bir şarkı olarak betimliyor.

Dedim ya dostlar, iki yada üç esaslı hesap uzmanı yarenle olur bu iş…

●●●●○○○○●●●●

Tracy Chapman’ı ve şarkılarını kendimize ayna ettik, yürüdük bugün dostlar.

Hüzünlü ve buğulu sesli bir yaşdaşın söz ve melodisinde takılmamızın sebebi,

Belki daha milyarlarca insanın yaşayacağı benzer hayatlara ‘’aynılık etiketi’’ yapıştırıp,

Ne yapsan boş, iş olacağına varır kaderciliği değil elbet.

Chapman’ın biografisini okurken ve onu yorumlayanları incelerken bulduğum,

En ilginç cümlelerden biriyle kapanışa geçelim bugün.

Yazar; ‘’Tracy ve onun yarattığı şarkılarda olduğu gibi,

İçinizde yatan yalan mucizeyi açığa çıkaracak bir yol bulabilmenin anahtarı,

Mutlaka kendini dürüstçe ve özgürce yansıtabilme cesareti olmalı’’demiş.

Biz, sıcak bir Akdeniz akşamının serin meltemiyle sohbet ederken o gün,

Yaşarken öleceğini bilen tek varlık olan insanın,

Bunun bilinci ile, nasıl olupta hatırlanan geçmişin zamandan yoksunluğunu anlamayıp,

Orada asılı kalmasına çözüm ararken,

Chapman’ın da aynı hiçlikten bu şarkıyı yarattığına karar veriyoruz.

Ve ‘’ Baby can I hold you tonight’’ ile bitiriyoruz bir yaz akşamını…