
Kalemimin ucundan bir şeyler aksın… Klavyemin tuşları, bilgisayarımın renk dönüşümü bekleyen ekranına vursun istiyorum.
Yazarak bir kitap çizmek… O kitabın tarihçesini, anatomisini anlatmak ve sayfaları arasında bilgiye dönüşmüş satırlarla aklımızı kaşımak istiyorum. Aslında, sabahın körünü boyamak, gözlerini açmak istiyorum karanlığın.
…
Aynı çerçevenin farklı desenleri de olsak, ilk gençlik yıllarımıza beraberce baktığımız arkadaşım Ressam Burhan Özer, “kitapsızlar” listesinden adını sildirdi geçtiğimiz yıllarda… Hem de ne sildiriş! Kendinden önce Türkiye’de yayınlanmış suluboya içerikli bütün kitaplardan daha kapsamlı bir yapıta kalemini vurdu.

“Suluboya Sanatı”
“Ressamlar, Teknikler, Materyaller”
Dolu dolu bir görsellikle bezenmiş sayfaların daha ilklerinde dolaşırken, resimsel bir albeninin çekim gücüne kaptırıveriyorsunuz kendinizi.

Bugünkü suluboyanın anavatanı İngiltere’den yola çıkarak, konu hakkında kısa bir tarihsel gezintinin tadına ulaştıran kitap, hemen ardından, dünyadaki öncüleri ve çağdaşları hakkında bilgiler vermekte. Aynı bölümde, Türk suluboya sanatçıları da unutulmamış. Türkiye’de, suluboya sanatı alanında başarıyla uğraş veren ressamların yapıtlarından örneklerle karşılaşmak ayrı bir haz veriyor insana.
En temel gereksinimler; boya, fırça, kâğıt… Altlık, su kabı, sünger vs. “Suluboyada Gereçler” bölümünde ayrıntılı olarak anlatılmış. “Temel Teknik Unsurlar”, “Yöntemler ve Uygulanışları”, “Efektler”, “Renk ve Armoni Kuralları”, “Uygulamalar” bölümleri de kitabın ana unsurlarını oluşturmuş.
…

Ressam Burhan Özer, yüreğindeki sanat tozlarını Çukurova’nın suyuyla hamura dönüştürdü… Aslında çamura da dönüştürebilirdi, bazı eli kalem tutanlar gibi, ama yapmadı. Resme verdiği gönlünü İstanbul’da büyüttü, yetkinleştirdi. Sadece yetenekleriyle yetinmeyip akademik eğitim alarak kendine yeni bir rota çizdi… Bu arada,
gönlünü daldırdığı akıntılı sularda boyanıverdi. Boğulmak da vardı, girdaba kapılıp yitmek de… Ama risk aldı ve her engeli aştı.

Bu alanda, sadece kendi ürünlerini paylaşmakla kalmıyor Burhan… Evrensel boyutta imzaya sahip suluboya ustalarını İstanbul’a davet edip onların bilgilerini de seriyor sanat sofrasına. Bir ara, Avustralyalı suluboya resim sanatçısı Joseph Branko Zbukvic’in fırçasını, İstanbul Boğazı’nın derin sularına saldı. Hem eğitim, hem de görsellik anlamında bir etkinliğe dönüşen bu buluşma, sanırım suluboya severlerin rengârenk gönüllerini mest etmiştir.
…

PUL PUL…
Yedi tepeye kurulmuş
Pul pul
Gümüş gümüş balıkları
Pul pul
Işıktan sudan örülmüş
Canım İstanbul
Bedri Rahmi Eyüboğlu
…
Ne yana baksak bir tablo çıtırdıyor titreşimleriyle… Evrenin en küçük dokusunda kendini arıyor her nesne… Ve yeniden buluyor her şeyini… Hücrelerin işleminden eksiyi çıkarınca, dimağını yeniden topluyor insan.
Aslında hayatın bir bileşkesi de altın oran… Öğrenirsen, her gün yeniden doğuyorsun bir başka resimde… İşte böylesi düşünceler değil mi, hayatı incitmeden boyayan?
