Hunharca diye de nitelendirebiliriz içinde bulunduğumuz koşuşturma durumunu. Nereye doğru gittiğimiz belli değil ama kapıldık bir dalgaya sürükleniyoruz. Enflasyon karşısında direnemeyip yükselen fiyatların peşinden koşuyoruz günü kurtarabilmek için… Bir yerlere varabilmek için koşuyoruz, bizi almayan taksilerin ya da kalabalıktan binemediğimiz otobüslerin peşinde.. Daha iyi yaşam, daha iyi koşullar için debelenip duruyoruz. Debeleniyoruz da ne oluyor? Orta gelir tuzağını bir türlü aşamıyoruz. Sadece orta gelir mi? Peşinde ekürileri de var tabii: Orta eğitim, orta teknoloji, orta akıl… 

Aslında tuzağı aşmanın anahtarı belli: Teknoloji ve insan gücü geliştirmeye yatırım yapmak. 

Sonsuz hızla dijitalleşen bir dünyada yaşıyoruz. Ve bu dünyada düşük katma değerli ürünleri ucuza üreterek zenginleşmek mümkün değil. Yüksek teknolojiye dayanan, yüksek katma değerli ürünleri icat ederek, marka haline getirerek ve satarak bir adım öne geçiliyor. Bunun için de ihtiyacımız olan nitelikli beyinler. Yani eğitimli ve aynı zamanda yaratıcı işgücü. 

Beceremiyoruz çünkü bunu, ülkenin öncelikli sorunu olarak görmüyoruz. Beceremiyoruz çünkü bu, eğitim sisteminin topyekûn değişmesini gerektiriyor. Beceremiyoruz çünkü sadece eğitim sisteminin değişmesi bile yetmiyor, hukuk sisteminin hatta bakış açımızın bile değişmesi gerekiyor. 

Biz debelenirken, birileri bir yerlerde bugünkünden çok çok daha farklı yeni bir dünya düzeni kurmanın peşinde. Nasıl mı? Metaverse ismini sanırız duymuşsunuzdur. Facebook’un çatı şirketinin yeni ismi. Yunanca “öteki” anlamına gelen “Meta” kelimesi ile İngilizce “evren” anlamına gelen “universe” sözcüğünün birleşkesi ile oluşmuş. “Öte evren” olarak da çevrilebiliriz Türkçeye. İnternetten sonraki en büyük adım olarak tanımlanıyor. Aslında yavaş yavaş zaten sanal dünyada karşılaştığımız hatta iç içe yaşamaya başladığımız kavramların bir araya gelişi… Sosyal medya, artırılmış gerçeklik, sanal gerçeklik, çevrimiçi oyunlar, kripto paralar, sanal gözlükler, yapay zekâ… 

İçinde yaşadığımız fiziki dünya ile sanal dünya arasındaki sınırlar hızla kalkıyor. Dünyanın bambaşka bir kentinde canlı bir konserde kendinizi sanal dans ederken bulabilir, bir partide farklı ülkelerde yaşayan arkadaşlarınızla bir araya gelebilir, hatta gerçek dünyada beğenmediğimiz görünüşünü sanal dünyada tamamen istediğiniz yeni bir kimlikle yeniden tasarlayabilirsiniz. 

Metaverse’ü tüm dijital dünyaların birleştirildiği, yani internette yapabildiğiniz her şeyin tek bir alanda toplandığı paralel bir evren olarak tanımlamak mümkün. Günlük yaşamda olduğu gibi gezebileceğimiz sanal sokaklar, AVM’ler, sanal ortamda satın aldığınız bir ürünü dijital avatarınıza giydirebiliyorsunuz, aynı zamanda  aldığınız ürün kargo ile gerçek dünyada evinize teslim ediliyor. Gerçek dünyada dijital cüzdanınızda biriktirdiğiniz kripto paraları sanal dünyada harcayarak kendinize ev araba alabilirsiniz. Hem de gerçek dünyadakinden çok daha ucuza… sanal dünyadaki arkadaşınızı dokunarak hissetmek için özel giysiler, eldivenler…

NASIL? BAŞDÖNDÜRÜCÜ MÜ? ÜRKÜTÜCÜ MÜ? 

Artık akıllı telefonu olmayan insan nasıl bulamıyorsak yakın gelecekte bu Metaverse de küresel bir akım olarak herkesi sarmalayabilir. Elbette 5G teknolojisi olmadan olmaz. Facebook bir adım ileriye çıkarak başlattı, tabii bunda kirli işlere bulaşmış yüzünü aklama ve dikkatleri farklı bir alana çekme çabası olarak görseniz bile bu dünyanın gittiği yönü değiştirmeyecek. 

Engelleyebilir miyiz? Yeni gerçeklik evrenimiz burası mı olacak?  

Ya gerçek dünyayı bir kenara bırakıp sadece dijital dünya için yaşamak isteği mi? En büyük risk gerçek dünyanın ikinci plana atılması olmaz mı? Bilimkurgu filmi Ready Player One’ı izlemediyseniz, izleyin.. 

Büyük kitleler sanal dünyanın içine çekilmişken peki neler olacak? Kimler nasıl yönetecek? 

Dünyanın önde gelen teknoloji şirketleri, uzmanları, hukukçuları bu kavramın üzerine çalışmaya başladılar bile. Tek bir şirketin tekelinde olmaması lazım, evrensel değerlerin oluşturulması, etik değerlerin gözetilmesi, hukuk sisteminin oluşturulması gerekli. Bunlar tartışılıyor şimdiden. Bizim gibi ülkeleri, bilinçsiz tüketicileri bekleyen ne? 

VE GÜNEY KORE 

Güney Kore’nin başkenti Seul, “Metaverse” dünyasına adım atan ilk kent olacak. Projenin nihayete ermesi halinde sanal gerçeklik gözlükleriyle kent turları gerçekleştirilebilecek ve çeşitli kamu hizmetlerinden yararlanılabilecek. Seul yerel yönetiminin 3 Kasım’da duyurduğu planın başarılı olması halinde kent sakinleri, sanal gerçeklik gözlüğü takarak müze turlamaktan belediye yönetimine şikâyette bulunmaya kadar çok sayıda şey için sanal belediye binasını ziyaret edebilecek.

3.3 milyon dolara mal olması beklenen yatırım, vatandaşlar arasında sosyalliği ve kentin küresel rekabet gücünü artırmayı amaçlayan 10 yıllık planın bir parçası olarak öne çıkıyor.

https://www.cumhuriyet.com.tr/yazarlar/ozlem-yuzak/orta-gelir-orta-akil-ve-metaverse-1884066