Gazete Duvar yayın dünyasının nabzını tutmaya devam ediyor. Son günlerde yayımlanan, birbirinden farklı alanlarda dikkat çeken ve okurla buluşan kitapları derledik…

29 Mart 2021 07:11

RafDuvaR: Yeni çıkan kitaplar - Sayfa 1

Çağdaş sosyal bilim dünyasına damgasını vurmuş isimlerden biri olan Pierre Bourdieu, incelediği alanlar açısından büyük bir çeşitlilik gösteren eserleriyle, dünyanın dört bir yanında, çeşitli disiplinlerden araştırmacıları etkilemeye devam ediyor.

Bourdieu sosyolojisine genel bir bakış sunan bu kitap üç ana bölümden oluşuyor: Loïc Wacquant, ilk bölümde Bourdieu sosyolojisinin yapısını ve mantığını derli toplu ama son derece derinlikli bir biçimde değerlendiriyor. İkinci bölümde Bourdieu, Wacquant’la yaptığı mülakatta sosyolog olarak entelektüel serüveninin adeta bir muhasebesini yapıyor. Çalışmalarını, kullandığı temel kavramları –yapı, alan, strateji, habitus, kültürel sermaye, çıkar, illusio, simgesel iktidar– olabildiğince yalın ve anlaşılır bir dille açıklıyor. Eserlerine dair yanlış anlaşılmaların nedenlerine işaret ederek kendisine yöneltilen eleştirilere cevap verirken, hem sosyal bilimler alanının genel bir manzarasını çiziyor hem de bu alanda kendi özgün konumunu net bir şekilde ortaya koyuyor. Kitabın üçüncü bölümü, Bourdieu’nün lisansüstü öğrencileriyle yaptığı bir araştırma seminerinde verdiği konferanslardan oluşuyor. Bu bölümde Bourdieu, araştırma anlayışını öğrencilere aktarırken pratikten yola çıkıp epistemolojik ilkelere ulaşıyor. Kitabın sonunda ise yine Wacquant’ın kaleminden, Bourdieu’nün eserlerine dair iki okuma güzergâhı önerisi ve geniş bir kaynakça bulmak mümkün.

Türkçedeki ilk basımı Düşünümsel Bir Antropoloji İçin Cevaplar adıyla yayımlanan kitabın gözden geçirilmiş ve genişletilmiş versiyonu niteliğindeki Düşünümsel Sosyolojiye Davet, Bourdieu’nün eserlerine mükemmel bir giriş niteliği taşıyor.

Düşünümsel Sosyolojiye Davet, Pierre Bourdieu, Loic Wacquant, Çevirmen: Nazlı Ökten, 407 syf., İletişim Yayınları, 2021.115

Hayatının yeni dönemine bu sözleri işiterek başladı Ömer. Gece yarısı şehrin diğer ucundaki bir eve düşen haber, getirdiği büyük acılarla beraber, başka hayatlara umudu taşıyordu. Kalbin atmaya başladığı ilk an gibi, en başından bu yana sarmaş dolaş olan ikilik o gece de hüküm sürüyordu: keder ve sevinç, kayıp ve kazanç, bitiş ve başlangıç, düğün ve cenaze.

Kalp ve Damar Cerrahı Profesör Doktor Gökçen Orhan’ın, uzun yılların tecrübesi ve birikimiyle kaleme aldığı Emanet Kalp; yapılan her organ bağışının nasıl da tükenen çarelerin, yeşeren hayatlara vesile olduğunun hikâyesi. Her satırıyla hayatın bize bağışlanmış büyük bir armağan olduğunu anımsatıyor. Ve her şey tamamlandığında bu kez armağan sunma sırasının belki de bizlere geldiğinin…

Bir hikâyeyi sadece kelimeler anlatmaz. Sadece kalplerimizin hissettiği, söze dökülemeyen anlamlar vardır.

Emanet Kalp, Gökçen Orhan, 176 syf., Hep Kitap, 2021.215

Küçük “Bay ve Bayanlar” tam 17 dilde, 1971’den beri 200 milyondan fazla insanın gülümsemesine neden oluyor. Şimdi sıra çocuklarınızda ve sizde!

Küçük Bayan Zıtgiden, Roger Hargreaves, Doğan Egmont, 32 syf., 2021.315

Daha önce öykü kitaplarını yayımladığımız Onur Çalı, uzun zamandan beri kaleme aldığı denemelerini Sonra Hayat adıyla bir araya getiriyor. Vedat Günyol Genç Deneme Yazarı Ödülü’ne değer görülen bu yazılarında Çalı, deneme geleneğimizi sürdürüyor, edebiyat düşüncesini dile getirirken de dil işçiliğinden taviz vermiyor.

“Nasıl ki bir çocuk oynadığı oyundan müthiş keyif alır, bir yandan da onu annesine babasına, arkadaşlarına göstermek için yanıp tutuşursa, edebiyatçı denilen kimse de bu çocuktan pek farklı değildir özünde. Oyun oynamayı sever, oynadığı oyunları diğerleri de görsün, onlar da oynasın, onlar da keyif alsın ister.”

Sonra Hayat, Onur Çalı, 120 syf., Alakarga Yayınevi, 2021.415https://72e9a80d0502714b34fbd94e0c87cead.safeframe.googlesyndication.com/safeframe/1-0-38/html/container.html

Şüphesiz Leonard ve Virginia Woolf çiftinin birliktelik hikâyesi “büyük aşklar” sınıfına girecek cinsten değildir. Özellikle Virginia cephesinden bakacak olursak, tutkudan ya da tensellikten bahsetmek zordur. Victoria dönemi İngiliz toplumunun feragat ve özveri telkiniyle bir eş ve anne olarak kadına biçtiği rolü kanıksamaz ama ihlal ettiği de söylenemez. Uzlaşımcıdır. Zira uzlaşımlar insan ruhundaki çatlakları bir alçı gibi kapatır. Sıkıca sarar, saklar, korur. Leonard Woolf ile ilişkisinin daha baştan “evlenme” üzerine kurulmuş olmasının nedenlerini belki biraz burada aramak gerekir.

Carole d’Yvoire, Virginia Woolf’un yazarlığa ilk adımını atarken aldığı bu evlilik kararının, bu stratejik hamlenin arka planını irdeliyor. Hem onun hem de Leonard’ın hayatının gelişiminde, açtıkları yaralarla derin izler bırakan belli kırılma anlarını hikâye ederek, bu evliliğin koşullarının nasıl oluştuğunu ortaya koyuyor. Evliliğin umdukları gibi krizlere çözüm değil, bilakis yeni krizlere vesile olduğunu göstererek hayatlarındaki bir başka önemli viraja işaret ediyor: birlikte var ettikleri yayınevi Hogarth Press.

Hayatımdaki Tüm Mutluluğu Sana Borçluyum, Carole D’Yvoire, Çevirmen: Gizem Şakar, 176 syf., Kırmızı Kedi Yayınevi, 2021.515

160. Kilometre’nin Gulyabani dizisinden yayımlanan Sınırı Geçmek Üzereyim, Sude Öztürk’ün (2000) ilk şiir kitabı.

“Tren raylarına uzanmışsın da yaklaşan tren arıza yapmış gibi.

Atlamaya karar vermişken köprünün altında kalmak gibi

Ne fark etti deme, aynı hissetmedin, gebertirim seni.”

Sınırı Geçmek Üzereyim,  Sude Öztürk, 64 syf., 160.Kilometre Yayınevi, 2021.

Seçkideki diğer kitaplar linkte

https://www.gazeteduvar.com.tr/rafduvar-yeni-cikan-kitaplar-galeri-1517474