
Akşam eve geldiğimde mesajlara bakınıyorken gönderinin biri gözüme ilişti birden ve itiraf ediyorum yüreğim acıdı. Gazeteci bir dost yollamış bu 33 yıl önceki gazete küpürünü.
Sahi yaa 33 yıl olmuş Altın Koza festival şarkısını yazalı.İlginç bir tesadüf 33 yıl önce 33 yaşındaydım
günler aklıma geldi daha doğrusu o şarkıyı yazıp kaydederken yaşadığım zorluklar ve o zorlukların karşılığı olmayan 33 yıllık üzüntüm. Hiç bir bedel istemeden kendi imkanlarımla yazdım besteledim kayıtlarını yaptım(müzik ile uğraşanlar bilir o zahmetleri, emekleri ve maliyetleri) .
Şarkıyı kaydedip(o zamanlar dijital teknoloji yoktu, kasete kaydettim) doğru memlekete Adanamıza geldim, inanın yüreğim pır pır uçuyordu. Bir eserin yaratıcısı en zor beğenenidir yani o eser son haline gelene kadar binlerce kez beyinde dolanır, permütasyonlar kombinasyonlar sağda solda uçuşur ve artık herhangi bir pürüz bulamadığınız anda o eser bitmiştir yaratıcısı için ve artık insanlara sunum aşamasındadır sıra.Hemen yola çıktım (o zamanlar cep telefonu falan yoktu çağrı cihazı vardı ve çağrı cihazları henüz patlatılamıyordu güvenliydi yani).Yolda Sinan ağabeyime msj. attım abi yoldayım sabah doğru sana geliyorum diye.Adanaya varınca İlk önce Hürriyet gazetesine gittim rahmetli Sinan Tanyıldız ağabeyimin yanına.Sinan ağabeyim Karadenizlidir ama çoğu Adanalı geçinenden daha Adanalıdır.Bunu rahmetli Sinan ağabeyi yakından tanıyanlar çok iyi bilir ve memleketimize hatırı sayılır hizmetleri katkıları olmuştur. Sabahleyin uğramıştım ama öğlen oldu halen şarkıyı dinliyor ve aklına geleni arayıp çağırıyor, ilk defa dinliyormuş gibi defalarca dinliyor, yanındakilerle kritiğini yapıyor itiraf edeyim benden daha heyecanlı yerinde duramıyor. Onu öyle görünce dersiniz sanki şarkıyı o yazmış. Yerinde duramıyor yüreği şahlanmış bir kere. İşte Adana budur, Koza budur Altın Koza budur Festival şarkımız oldu Adanamızın diye övgüler saçılıyordu dudaklarından fışkıran kelimelerden.O gün kaç kişi geldi dinledi hatırlamıyorum Adananın ekabirleri diyebilirim ama her kes çok beğenmişti.Sanırım o zaman Aytaç Durak belediye başkanımızdı.O ve yöneticileri de beğenenler arasındaydı. Hata ve saygısızlık olmasın diye yanlış ya da eksik isimler olabilir diye biraz da hastalığım nedeniyle hafızamın zayıfladığından isim veremiyorum affedin.
Sinan ağabey hemen fotoğraf için görevli personelden birini arıyor ve Serhancım madem bunu ilk ben dinledim ilk haberini de ben yapacağım dediğini gün gibi hatırlıyorum.Abi yoldan geldim eğri büğrü,yorgun ve uykuysuzum bu halimle resmim iyi çıkmaz diye itirazlarım devam ederken pozların arasında basacağı resmi seçmişti bile.İşte bu gördüğünüz fotoğrafın öyküsü böyle.
İşlerim gereği İstanbul’da yaşıyordum. İşimin başına döndüm. Her yıl festival olduğunda büyük bir gururla takip ederdim imkan oldukça da festivale katılırdım.
Bu arada geçen yıllarda seçimlerle birlikte Belediyeler ve yetkilileri değişiyordu.Aradan bir kaç yıl geçti Adana ya gidesim tuttuğu zamanlardan biriydi. Altın Koza (firması;)ya uğamıştım.Şarkının kaydının bir kopyasını isteyecektim, bende şarkının orijinal kopyası yoktu.
O zamanlarda sabit bir yerim yoktu sürekli dolaşırdım memleketi.Sabit bir yerde olmadığım için eserlerimin kaydı yoktu yanımda.Arşivim yoktu o zamanlar ve benim için bir ayıptı, koskoca şarkı yazarısın ama eserlerini derleyip toparladığın bir arşivin yoktu. Zaten şarkının kopyasını arşivimi toparlama amacıyla istemiştim.
O neee
Şarkı yoktu ortalıkta… Koskoca Adana belediyesinin üstlendiği Altın Koza festival şarkısının kaydı yoktu, bulunamıyordu.
Bir önceki belediye (seçimi kaybedince sanırım) seçilen yeni belediyeye bir çok evrak ve belgeyi(benim eserimin kaydı da dahil) teslim etmemiş ya da imha etmiş diye duymuştum sanırım. Hayal meyal hatırlıyorum belediyenin bir çok menkulü icralıktı ve bir çok menkul talan edilmişti.Belediyenin yöneticileri değişmiş olabilirdi Ama tüzel kişiliği bakidir.
Ve ben eserimi hediye olarak memleketime teslim etmiştim.
Bu nedenle yıllardır Altın Koza Festivali memleketimizin en önemli markalarından olmasına ve önemine rağmen festivali naçiz ve sembolik protesto ederim hediye ettiğim eseri sahiplenemedi diye.
Yöneticiler değişebilir ama kurumsal yapı bakidir. O kadar zaman geçti ama yetkili biri (yahu bizden öncekiler bu adama bir haksızlık yapmış bari kurumsal yapının şimdiki yöneticileri olarak gönlünü alalım garibin)diye düşünen de olmadı.
O kadar önensemiyorum, çünkü Adananın baki ve yöneticilerin geçici olduğunu biliyorum.
Kulağıma küpe yaptığım bir söylem ile müsadenizi isteyeyim……
Büyük usta Yaşar Kemal’e röportaj yaparken sorulan bir soru:Sayın Yaşar Kemal Adana dan neden bu kadar usta sanatçı çıkıyor.?
Ustanın cevabı:Adana’dan çıktıkları için…

