
“Ben aklıma mukayyet olabilirim, tekrar evime dönebilirim” diyorsanız çıkın gelin.
Adana Çağdaş Sanat Fuarı’ndaydım.
Zaman ağır burada. Natürmortlar sessiz bir dua gibi… Portreler, gözlerimin içine bakıyor, soyut resimler, aklımı yoldan çıkarıyor. Enteriyörler sanki evlerin içini değil, ruhların odalarını açıyor önüme…
Devrim Erbil’in çizgileri, Bedri Baykam’ın renkleri, Abidin Dino’nun kalemi, Hikmet Çetinkaya’nın fırçası… Birbirinden uzak görünen ama aynı dile hizmet eden ustalar, 62 sanat galerisinin yükünü taşıyan duvarlarda bir araya gelmişler…
Belki de bir daha bu kadar yakından göremeyeceğim güzellikler… Fotoğraflarını çekerken adeta her biriyle konuştum.
Dostlarım Yasemin Uzunca ve Ayşe Kenger Bedir’in eserlerinde tanıdık bir nefes buldum. Mozaik sanatçımız Neriman Güzel’in yeni eserlerine dokundum. Genç ellerin cesur vuruşlarıyla, yılların ustalığından damlayan dinginlik yan yanaydı. Amatörün hevesiyle profesyonelin bilgeliği, bin beş yüz sanatçının imzasında ortak bir kalp gibi atıyordu.
Fuarda yalnızca tablolarla konuşmadım. Artconsept’in koordinatörü Selmani Baki Kocaispir’in heyecanını dinledim. MRS Fuarcılık’tan Hakan Doğramacı’nın emeğini gördüm. Ve öğrendim ki Adana Valisi Yavuz Selim Köşger bu buluşmanın en büyük destekçisiymiş.
Ankara’dan gelen Çetinkaya Sanat Galerisi’nin yöneticisi Yüksel Çetinkaya, standındaki yoğunluğu göstererek şunu söyledi:
“Adanalı sanatı seviyor. Adana tarımın ve sanayinin şehri olabilir ama sanat, yalnız bireyleri değil, şehirleri de iyileştirir.”
Hak verdim. Çünkü sanat, aslında bir şehre en çok ihtiyaç duyduğu şeyi hatırlatır: İyileşmeyi.
Ve biz, gerçekten, buna çok muhtacız.
Fuardan 16 kare linkte

