Kendisi ile hiç tanışamadım ama sanki hep yanımda olan biri idi… Resmen hiç hocam olmadı ama kitapları ve yazıları ile bana fotoğrafı ve görmeyi öğretti…Akıl hocam oldu kimi zaman, sabahlara kadar onun eserlerini okudukça… varlığımdan bile haberdar değildi ama bendeki yeri büyüktü…O farkında bile değildi ama benim için beyaz bastonum idi…Karanlıklardan çıkışıma destek olan bu insana tek dileğim ışıklar içinde olması.. Sevgi ile kalın 3 Ocak 2017 – Adana Sefa Ulukan

 

John Berger için Cevat Çapan’ın Cumhuriyet gazeyesinde yayınlanan yazı :

John Berger hep bizimle/ Cevat Çapan

Berger bize yalnız insanca bakıp görmeyi değil, aynı zamanda birbirimizi insanca dinlemeyi de öğretti…

 

 

 

 

 

 

 

 

John Berger’in aramızdan ayrılışını öğrendiğim önceki geceden beri onun geçen kasım ayında 90. yaşgününü kutlama amacıyla “Toplu Şiirleri”ne önsöz yazarken nasıl bir baş dönmesi geçirdiğimi hatırladım. 1953’ten beri sadık bir okuruydum John Berger’in. 1978’de Avrupa’daki göçmen işçilerle ilgili “Yedinci Adam”ı Türkçeye çevirmiştim. Aynı yıl Bige Berker’in çevirdiği “Sanat ve Devrim” Kemal Demirel’in Yankı Yayınları’ndan çıkmıştı. Kemal Ağabey’le ortak bir dostumuzun aracılığıyla Berger’i İstanbul’a davet ettik. O da Alplerdeki Quency köyünden küçük Citroen arabasıyla yanına eşi Beverley’yi ve iki buçuk yaşındaki oğlu Yves’i de alarak gelip bizi buldu.

Aileden biri

Onlar için hazırladığımız sofrada Cihat Burak, Can Yücel, Mehmet Ulusoy gibi dostlar da vardı. Burada kaldığı süre içinde İstanbul’u gezdi, Ruhi Su’yu, Emirgan’da Ergün ve Uğurtan Aksel’in evinde Niyazi Sayın’ı, Necdet Yaşar’ı, Reşat Uca’yı dinledi. Kenan Mortan’ın kılavuzluğunda Adapazarı’nda Belediye Başkanı’nın konuğu oldu, Sait Faik’in amca oğlunun kendisine verdiği Fransızca çeviri kitaptan Sait Faik’in öykülerini okudu. Mudurnu’da Bülent Ecevit’in Köy-Kent mitingini izledi.

Bu ilk gelişinden sonra önce Uluslararası İstanbul Film Festivali’ne jüri üyesi, daha sonra Tüyap Kitap Fuarı’na onur konuğu olarak geldi. Değişik kurumlarda konuşmalar yaptı, birçok yazar ve aydınla tanıştı. Burada yaşadıklarıyla ilgili ilginç yazılar yazdı. Artık biz onu nasıl aileden biri saydıysak, o da burada tanıdığı birçok insanı dost bildi. Paris’te Abidin Dino’yla, Selçuk Demirel’le bu dostluğun nasıl pekiştiğini ortak çalışmalarında gösterdi.

Vicdanın sesi

John Berger şiirle başladığı sanat hayatını, ressamlıkla, sanat eleştirmenliği, roman, öykü, senaryo ve oyun yazarlığıyla sürdürdü. Neredeyse kırk yıl yaşadığı dağ köyünde oradaki köylüler gibi ırgatlık yaptı. En karmaşık kültür ve sanat sorunlarını ele alırken bile sıradan insanların gündelik yaşayışlarından uzaklaşmadı. Her çabasını acımasız ve umursamaz bir dünyada ezilenlerin, yerinden yurdundan edilenlerin, sömürülenlerin sorunlarını dile getirerek insanlığın vicdanının sesi olmayı başardı.

Yanlış hatırlamıyorsam bir yazısında şöyle diyordu John Berger. “Neydi beni yazmaya zorlayan? Sanki söylemem gereken bir şey vardı ve ben onu söylemezsem, bir şeyin eksik kalacağı tehlikesiyle karşılaşacaktık. İşte ben bu tehlikeyi önlemekle yükümlüydüm.”

Bu da Sai t Faik’in “Yazmasam delirecektim,” sözünü bize hatırlatıyor.

John Berger yazdıklarıyla bu yükümlülüğün gereğini hepimizi kendisine hayran bırakan bir cömertlikle yerine getirdi. Belki de bu yüzden bir efsaneye dönüştü.

Şimdi onunla bu son buluşmamızda onu yeniden gerçek insan boyutuyla, bize yalnız insanca bakıp görmeyi değil, aynı zamanda birbirimizi insanca dinlemeyi de öğrettiği için sevgiyle uğurluyoruz.

 

************************

Jhon Berger ‘in ölümü ile ilgili ”İleri Haber ”sitesinde çıkan yazı.

Londra doğumlu İngiliz sanat eleştirmeni ayrıca roman yazarı ve ressam John Berger 90 yaşında hayatını kaybetti.

Annenin işçi babanın ise asker olduğu bir ailede 5 kasım 1926’da dünyaya gelen Berger 1946 yılında İngiliz ordusunda görev yaptığı sırada üstlerine karşı geldiği gerekçesiyle Kuzey İrlanda’ya sürüldü.

Sanat yaşamına ressam olarak başlayan Berger’in çalışmaları 1940’lı yılların sonunda Londra’nın Wildenstein, Redfern ve Leicester galerilerinde sergilendi.

1950’li yıllarda sanat eleştirmenliğine başlayan Berger sol dergi “New Statesman”da yazarlık yaptı. 1958’de ilk romanı “Zamanımızın Bir Ressamı” toplatıldı. 1972’de BBC’de televizyon serisi olarak yayınlanan “Görme Biçimleri” daha sonra kitaplaştırıldı. Aynı yıl “G” isimli romanıyla Booker ödülünü kazanan yazar ‘de Fransa’ya taşındı.

“Yedinci Adam” adlı kitabında düzyazı, şiir ve fotoğrafı birleştirip Avrupa’daki Türk göçmenleri konu alan Berger bu kitabı için; ”Bir yazar olarak en büyük doyumu hissettiğim anlardan birinin ödüllerle filan hiçbir ilgisi yok. İstanbul’daydım ve arkadaşlarla onların bir tanıdığını ziyarete bir gecekonu mahallesine gittik. Gecekonduda çay içtik, uyduruk bir rafa dizilmiş 20 kadar kitap vardı ve onlardan biri ”Yedinci Adam”ın Türkçesiydi. Bunu görünce yazar olduğum için ne kadar şanslı olduğumu düşündüm. Kitaptaki deneyim hayat deneyimiyle buluşmuş ve kabul görmüştü çünkü” ifadelerini kullandı.

24-26 Haziran 2005’te Darphane-i Amire’de düzenlenen Irak Dunya Mahkemesine katılan Berger, işgalciler hakkında şunları söylemişti:
“Suçları unutmamalı, kayıtlarını muhafaza etmeliyiz. Suçluların ilk işi bunları yok etmektir zaten. Çünkü bu efendiler yalnızca masumları katletmezler, hafızayı da maktul ederler. Yeni dünya tiranlığına karşı yükselen muhalefete ilham vermesi için bu kayıtların tutulması şart. Bu aşırı silahlanmış tiranlar askeri ya da ekonomik her savaşı kazanabilirler, ama kaybettikleri bir savaş var ki, ismine kendileri ‘iletişim savaşı’ diyorlar. Dünya kamuoyunun desteğini kazanamıyorlar. Gitgide daha çok insan ‘Hayır!’ diyor. Sonuçta bu yenilgileri tiranlıklarının sonu olacak. Ama bu son daha kaç trajedi, istila ve felaketten sonra gelecek? Daha ne kadar yoksullaştıracaklar bizi?
İşte kayıt tutmanın, muhafaza etmenin, hatırlamanın aciliyeti bundandır. İşledikleri suçlar unutulmayacak, her kıtada ağızdan ağza dolaşacak. Her geçen gün daha çok insan ‘Hayır!’ diyecek. Çünkü bugün korumaya niyetli olduğumuz ve sevdiğimiz her şeye ‘Evet!’ demenin önkoşulu bu.”

Berger’in eserleri

Şanslı Adam (A Fortunate Man)
Sanat ve Devrim (Art and Revolution)
Görme Biçimleri (Ways of Seeing)
Yedinci Adam (A Seventh Man)
Picasso’nun Başarısı ve Başarısızlığı (The Success and Failure of Picasso)
G.
Ve Yüzlerimiz, Kalbim, Fotoğraflar Kadar Kısa (And Our Faces, My Heart, Brief as Photos)
Fotokopiler (Photocopies)
Düğüne (To the Wedding)
Kral (King)
A’dan X’e & John Berger Tarafından Kurtarılmış Mektuplar

http://ilerihaber.org/icerik/gormeyi-ogreten-adam-john-berger-hayatini-kaybetti-65756.html