Can Kozanoğlu: Toplu olarak ölecek değiliz, umudu kaybetmemek lazım

‘Cilalı İmaj Devri’, ‘Pop Çağı Ateşi’, ‘İnternet Dolunay Cemaat’, ‘Yeni Şehir Notları’… Sonunucusu 2001’de yayınlanan gazeteci yazar Can Kozanoğlu’nun kitapları için duyulan soru hep aynıydı: “Peki ya 2002 ve sonrası?” Uzun bir bekleyişin ardından kitap şekillendi. Yıllarca haber merkezinde birlikte çalıştıkları meslektaşı Mirgün Cabas sordu, Can Kozanoğlu yanıtladı.

Aradaki yılları önceki dört kitaba bağlayan ‘Bıçkın ve Ağlak: Yeni Türkiye’nin Hikayesi’, memleketteki yaşanmışlıkları ve görülecek günleri düşünmek için bir fırsat. ‘Ama’ ve ‘belki’yi ihmal etmeden. Ve arka kapaktaki ifadeyle: “Serinkanlılığını koruyan bir neşe, nezaketini yitirmeyen bir eleştiri, karmaşayı açıklayan bir basitlik, iyimser bir bakış açısı…”

Kozanoğlu’na ‘Yeni Türkiye’nin hikayesini sorduk, ‘eski Türkiye’yi unutmadan yanıtladı.

Kitapta da anlatıyorsunuz. O dönem NTV haber merkezindesiniz. 2002’de seçim sonuçlarını gördüğünüz anda nasıl bir Türkiye hayal etmiştiniz?

AKP Türkiye’nin önceki karmaşık konjonktüründen ve siyasi yapıların dağılmasından sonra iktidara geldi. Tabandan gelen bir gücün söz konusu olduğu ancak o iktidarın uzun süremeyeceği görüşü biraz daha yaygın gibiydi seçim gecesinde. Ben de 16 sene gibi uzun bir blok öngörmüyordum ama öyle ‘Bir iki yılda dağılırlar, bir dahaki seçimde baraja altında kalırlar’ gibi bir düşüncem yoktu.

Ne görmüştünüz?

Kendi geleneksel tabanları içinde o tabanı genişlete genişlete gelmişlerdi ama 2002’nin Kasım’ındaki sonuç kendi geleneksel tabanlarının dışına çıkmalarına işaret ediyordu. O tabanın dışına büyük bir siyasi ve ekonomik kriz sonrası çıkmayı başarmış isen bu başlı başına geleceğe yönelik onlar olumlu bir sinyaldi onlar açısından. Çok klasik bir dindarlık söylemiyle o başarıyı kazanmamışlardı ama siyasetin içine 2002’deki dozunda bile ‘örtülü’ de olsa din girdiği zaman bunun belirli bir kalıcı taban genişlemesi sağlayacağını ve ‘tutkal etkisi’ yaratacağını düşünmüştüm.

‘Erdoğan figürü’ nasıl bir etki yaptı?

16 yıl sonra halen bu durumda olmak 2002’deki seçim gecesinde Erdoğan’ın en fazla hayal edebileceği bir şeydi. Elbette plan da vardı ama bu kadarı onun için bile hayaldi belki bir ölçüde. Hangi tarafta durduğum belli. Çok tarafsız konuşmuyorum, konuşmam gerektiğini de düşünmüyorum. 24 Haziran ve olursa 8 Temmuz için umudum var. 16 senelik iktidar yorgunluğu, artık gizlenemeyecek şekilde kötüye giden bir ekonomi, karşısında resmen üç, fiilen dört partili bir cephe. Ama halen ‘Yüzde 1-2’yle kaybeder mi?’ diye düşünüyorsun. İnanılmaz bir siyasal başarı bu. Ne kadar sevmezsek sevmeyelim, inkar edilemez bir başarı. Ama dediğim gibi umutluyum.

Yazının devamını okumak için tıklayın