ÇDSO 20 Şubat Konser programı, Taşar Erkol

Konser Tarihi    : 20 ŞUBAT  2026 – Cuma

Konser Saati      : 20:00

Konser Salonu   : Adana Büyükşehir Belediyesi Konser ve Tiyatro Salonu

 

KONSER PROGRAMI

 

  1. MENDELSSOHN : Keman Konçertosu Mi Minör
  2. BEETHOVEN : Senfoni No. 7

 

Şef     : ORHAN ŞALLIEL

Solist : JAROSLAV NADRZYCKI    “keman”

 

ORHAN ŞALLIEL

 

1968 yılında Adana’da müzisyen bir ailede doğdu. İstanbul’da Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuarı’nda Fagot, Piyano ve Kompozisyon eğitiminden sonra Hollanda Rotterdam Codarts’ ta Orkestra Şefliği ve Kompozisyon; Amsterdam Sweelinck Konservatuarı’nda Orkestra Şefliği, Finlandiya Sibelius Akademi’de Orkestra, Koro ve de Opera Şefliği eğitimi aldı.

Finlandiya’da Jorma Panula, Eri Klas, İlya Musin ile çalıştı. İtalya’da, Valery Gergiev; Avusturya’da Karl Österreicher’ den ileri şeflik eğitimleri aldı.

1993-1994 yıllarında Finlandiya’da Kuhmo Oda Müziği Festivalinin Orkestra şefliği ve Genel Sanat Yönetmeni Yardımcılığını yaptı.

Türkiye’deki kariyerine başladığı ilk temsil İstanbul Devlet Opera ve Balesi’nde provasız yönettiği Strauss’un SALOME operasıdır. Bu başarılı temsil sayesinde 4 yıl İstanbul Devlet opera ve Balesi’nde Şeflik yaptı. Yönettiği eserler arasında G.MAHLER 8. Senfoni, AİDA, TURANDOT gibi Repertuarın en önemli eserleri vardı.

Daha sonra Bursa Bölge Devlet Senfoni Orkestrası’nın kurucu şefliği görevini üstlendi  (1999-2011). Ardından Antalya Devlet Senfoni Orkestrası’nın Şefliğini (2011-2015) yaptı.

Halen Çukurova Devlet Senfoni Orkestrası’nın Şefi ve Genel Sanat Yönetmenidir.

Yurtdışında Hollanda, Danimarka, Finlandiya, Almanya, A.B.D., Çin, Meksika, Japonya, İspanya, Polonya, Kolombiya, Özbekistan, Macaristan, Kore, Katar ve Rusya’ da birçok Senfoni Orkestrası yönetmiştir.

Kolombiya Medellin’de EAFIT Senfoni Orkestrası’nın daimî konuk şefidir.

Klasik müzik kariyerinin yanı sıra, ailesinde kuşaklardır süregelen Türk Müziği kültürünü klasik müzik eğitimi ile harmanlayarak, çok sesli müziğin geniş kitlelere taşınması adına, farklı müzik türlerini bir araya getirmeyi amaçlayan birçok yeni proje ve eserler üretmiştir. Bu eserlerin bazıları yurtdışı konserlerinde de icra edilmiştir. Bu eserler ile birçok meslektaşını ve yeni kuşakları etkileyen bir akım başlatmıştır.

Farklı müzik disiplinlerinden gelen sanatçıların Çoksesli – Senfonik Müziğin prensipleri ile yeni eserler ürettiği yeni bir anlayış gelişmiştir. Sanatçı müzik kültürümüze yeni ufuklar açacağına inandığı bu alanda çalışmalarına halen farklı projelerle devam etmektedir.

 

JAROSLAV NADRZYCKI

 

Jarosław Nadrzycki (d. 1984), Poznań’ daki Ignacy Jan Paderewski Müzik Akademisi mezunudur ve burada Jadwiga Kaliszewska ile çalışmıştır. Ayrıca Salzburg’daki Mozarteum Üniversitesi’nde Igor Ozim ve Londra’daki Royal Academy of Music’te Igor Petrushevski ile eğitim almıştır. On iki yaşında Pablo Sarasate’nin Carmen Fantazisi’ nde, Moskova’daki Konservatuvarın Büyük Salonu’nda Çaykovski Konservatuvar Orkestrası ile ilk kez sahneye çıkmıştır. Birçok prestijli uluslararası yarışmada ödül kazanmıştır. Yerevan’ daki Aram Haçaturyan Yarışması (ödüllerden biri Valery Gergiev yönetimindeki Mariinsky Tiyatrosu Orkestrası ile konserdi), Bükreş’teki George Enescu Yarışması, Berlin’deki Max Rostal Yarışması, Vilnius’taki Jascha Heifetz Yarışması, İtalya’nın Varallo kentindeki “Valesia Musica” Yarışması ve İngiltere’deki Haverhill Sinfonia Solist Yarışması da dahil olmak üzere birçok yarışmada ödül kazandı. Poznań’ daki Uluslararası Henryk Wieniawski Keman Yarışması’nda ( 2001 , 2006 ) ödüller aldı. Ayrıca İsviçre’nin Martigny kentindeki Tibor Varga Yarışması’nda (iki kez) ve Londra’daki Benjamin Britten Yarışması’nda ödül kazandı.

Kariyerindeki son önemli başarılar arasında, besteci Krzysztof Penderecki’ nin yönetimindeki Venezuela Simon Bolivar Gençlik Orkestrası ile Penderecki’ nin İkinci Keman Konçertosu “Metamorphosen” in seslendirilmesi (2010, Caracas) ve Maxim Vengerov yönetimindeki Gençlik Devlet Orkestrası ile Ermenistan’da verilen konser (2011) yer almaktadır.

Jarosław Nadrzycki ayrıca Londra’daki Royal Philharmonic Orchestra, Zürih’teki Symphonisches Orchester, Hamburger Philharmoniker, Transylvania State Philharmonic, George Enescu Philharmonic, Slovak Philharmonic Orchestra ve çok sayıda Polonya orkestrası ( Polonya Radyosu’nun ‘Amadeus’ Oda Orkestrası dahil ) gibi topluluklarla da sahne almıştır.

Birkaç yıl boyunca Kültür ve Milli Miras Bakanlığı ve Polonya Çocuk Fonu’ndan burs aldı.

2001 yılında, “Bölgenin Gelecek Vadeden Yeteneği” kategorisinde Peder Piotr Wawrzyniak Ödülü’nü aldı ve Poznań’ daki “Głos Wielkopolski” gazetesi tarafından Genç Sanatçı Madalyası ile ödüllendirildi. İlk CD’si ‘Carmen Fantasie’ aynı yıl kaydedildi. 2002 yılında, sanatsal başarılarının takdir edilmesi amacıyla 2001 “Żagań Vatandaşı” unvanı verildi.

Yurt dışı turneleri onu çeşitli Avrupa ülkelerine, Amerika kıtasına ve Güney Kore’ye götürdü. Londra’daki Cadogan Hall, St. John’s Smith Square ve Wigmore Hall, Bükreş’teki Ateneum, Erivan’daki Haçaturian Filarmoni Salonu, St. Petersburg ve Moskova Konservatuvarlarının Büyük Salonları ve Venezuela’daki Simon Bolivar Salonu gibi prestijli mekanlarda sahne aldı. Ayrıca Kremlin’de ve Moskova ile Brüksel’deki Polonya büyükelçiliklerinde de konserler verdi.

Kayıtları, Mezzo TV, TV ORF Avusturya, TV Karadağ, TVR Romanya ve Polonya TVP (Kultura Kanalı) dahil olmak üzere çok sayıda Avrupa radyo ve televizyon kanalında yayınlandı.

Jarosław Nadrzycki, Ludwig van Beethoven Derneği’nin Sanatçı Yönetimi Departmanı tarafından temsil edilmektedir.

 

FELİX MENDELSSOHN BARTHOLDY

 

Tam adı                          : Jacob Ludwig Felix Mendelssohn Bartholdy

Doğum tarihi ve yeri     : 3 Şubat 1809, Hamburg

Ölüm tarihi ve yeri        : 4 Kasım 1847, Leipzig

 

Alman müzisyen, besteci, piyanist, orgcu ve orkestra şefi.

Alman romantizm stilinde klasik batı müziği bestecisidir. Bach’ı yeniden hayata döndüren kişi olarak tanınır. Gelmiş geçmiş en yetenekli bestecilerden birisi kabul edilen Mendelssohn, Mozart’ın 19. yüzyıldaki eşdeğeri olarak değerlendirilmiştir.

Aristokrat bir ailenin dört çocuğundan üçüncüsü olarak doğdu. Babası Abraham Mendelssohn zengin          bir bankacı, büyükbabası Moses Mendelssohn Yahudi bir din adamı ve filozoftu. Her ne kadar büyükbaba din adamı olsa ve Alman Yahudilerinin gettoların dışında saygı görmek için din değiştirip Hristiyan olmalarına karşı çıksa da Mendelssohn’un ailesi 1816 yılında Hamburg’dan Berlin’e taşındıkları sırada Musevilikten Protestanlığa geçmiş ve “Bartholdy” soyadını almıştır. Ancak Felix, bu değişime direnmiş ve “Mendelssohn” soyadını kullanmaya devam etmiştir. Protestanlığı kabul etmiş ancak Yahudi geçmişinden de gurur duyan birisi olması, kilise müziği alanında yaptığı çalışmalarda kendisini sıkıntılı tartışmaların içinde bulmasına yol açmıştır.

İlk piyano derslerini annesinden ve ablası Fanny’ den aldı. Berlin’e taşındıktan sonra Ludwig Berger ile piyano, Carl Zelter ile teori ve kompozisyon çalıştı. Babası, çocuklarını okula göndermeyip evde kendi geliştirdiği sistemle eğitiyor ve özel dersler aldırıyordu. Bu sebeple Felix, içine kapalı ve çekingen bir kişi olarak yetişti. Bu arada Mozart ve Bach’ın eserlerini çalışmak için ablası Fanny ile Paris’e bir yolculuk yaptı. Bu bestecilerden, özellikle de Bach’tan, esinlenerek besteler yaptı.

1820’de ilk eserini besteleyen Felix, 12 yaşında iken Carl Zelter onu Alman şair Goethe ile tanışmak üzere Goethe’nin evine götürdü. Felix, 72 yaşındaki şairin evinde iki hafta kaldı. Goethe’nin evinde Carl Maria von Weber ile tanıştı ve ona piyano dörtlüsünü seslendirdi. Felix’in yeteneğinden çok etkilenen Goethe, kendisine o anda yazdığı bir şiiri veda armağanı olarak sundu.

Goethe’nin şiirlerinin yanı sıra Shakespeare’in eserlerinden de ilham alan Felix, aristokrat ailelerin salonlarında çalınmak üzere besteler yapmaya devam etti.

Henüz 13 yaşındayken “Do minör Senfoni” sini yaratmıştı, 16 yaşında, türünün ilk örneklerinden birisi olan “Yaylı Çalgılar için Mi diyez Majör Sekizlisi” ni (Op. 20) besteledi.

17 yaşındayken dahi çocuk olarak ünü yayıldı ve “Bir Yaz Gecesi Rüyası” (Op. 21) uvertürü seslendirildi. William Shakespeare’in bir komedisi için bestelenen bu eser, klasik müziğin romantik döneminin en güzel eserlerinden sayılır. Aynı yapıta orkestra için Do-Majör bestelenen parça ise “Düğün Marşı” olarak tanınmıştır.

1826-1829 yılları arasında ailesinin isteği üzerine Berlin Üniversitesi’nde öğrenim gören Mendelsshon, daha sonra meslek olarak müziği seçmeye karar vermiştir. Üniversite yıllarında besteciliğinin yanı sıra iyi bir bilardo ve satranç oyuncusu, iyi bir dansçı ve binici olarak tanınıp sevilmişti.

Mendelsshon, 20 yaşına geldiğinde unutulmuş bir besteci olan Bach’ın eserlerini incelemeye kendini vermişti. Henüz 13 yaşındayken doğum günü hediyesi olarak Johann Sebastian Bach’ın “Matthaus Passionu” nun (Aziz Matta) notalarını isteyen ve bu eser üzerine çalışmalar yapan sanatçı, kendisini ileride “Bach’ı yeniden yaşama döndüren kişi” yapacak yola böylece girmişti. Öğretmeni Zelter’ in itirazlarına rağmen bu yolda çalışmaya devam etti. Berlin’de Bach’ın eserlerini seslendirdiği başarılı konserlerin ardından Avrupa müziğini tanımak üzere babasının desteğiyle üç yıllık bir Avrupa turnesine çıktı.

Mendelssohn’un turnesi İngiltere’den başlıyordu. Bu ülkede, George Frideric Händel’ den sonra en sevilen Alman besteci olarak gönüllerde taht kurdu. İngiltere’de iken pek çok eser besteledi ve İskoçya’ya yaptığı geziden esinle “İskoç Senfonisi” ni bestelemeye başladı.

Anne-babasının 25. evlilik yıldönümlerinde çalınmak üzere “Die Heimkehr aus der Fremde” başlıklı şarkı dizisini de bu dönemde besteledi.

Sanatçının gezileri; Güney Almanya, Avusturya, İtalya, İsviçre, Fransa ve tekrar İngiltere’den sonra, 1832 yılının Nisan ayında yine Berlin’de sona erdi.

Öğretmeni Zelter’ in ölümünden sonra Berliner Singakademie adlı müzik okulunda Zelter’ den boşalan göreve gelmek istediyse de bu göreve alınmadı.

Mendelsshon, 1833’te Düsseldorf kentindeki Niederrhein Müzik Festivali’nin genel direktörlüğü görevini kabul ederek şehirden ayrılmasından sonraki gelişmeler sonucu Berlin, müzik alanındaki üstünlüğünü kaybetti.

Mendelsshon genel direktörlüğünü üstlendiği festival boyunca Händel Oratoryaları’nın yorumlanmasını sağlayarak Barok Dönem müziğini yeniden hayata geçirdi. Aynı yıl kendisi vokal eserlerini ve Avrupa turnesi sırasında gördüğü İtalya’nın canlılığı ve renklerinden esinlenerek “İtalyan Senfonisi” ni besteledi. Londra Filarmoni’nin ısmarladığı bu eseri, festival yöneticiliği görevine başlamadan hemen önce bir kere daha Londra’ya giderek ilk seslendirilişini gerçekleştirdi. Festivalin başarısından sonra Düsseldorf kenti müzik dünyasının en üst yöneticisi konumuna geldi ancak çevresi ile geçimsizliği sonucu bu görevi kısa sürede bıraktı. Birkaç yıl sonra ise Leipziger Gewandhaus orkestrasının yönetimini üstlendi ve Leipzig kentini Almanya’nın en önemli müzik merkezlerinden birisi haline getirdi. Bach ve Händel’ in eserlerinin yanı sıra Schubert’in “Büyük Senfoni” sini müzik dünyasına tanıttı.

1840 yılında Orta Avrupa’nın en tanınmış bestecisi haline gelen Mendelssohn, 1841’de Leipzig’de bir konservatuvar kurdu. Bu konservatuvar, 1846’da Avrupa’nın en üstün müzik okulu haline geldi.

1847’de ablası Fanny’ nin ölüm haberi üzerine yaşama isteğini yitiren sanatçı, “Fa Minör 6. Yaylı Çalgılar Dörtlüsü ve Fanny için Requiem” i besteledi. Aynı yıl bir beyin sarsıntısı geçirerek kısmi felç olan Mendelssohn, hayatını kaybetti ve ablası Fanny’ nin yanına gömüldü.

 

KEMAN KONÇERTOSU   No.2   Op.64   Mi Minör

 

Bestelenme tarihi: 1838 -1844

İlk yorumu          : 13 Mart 1845, Leipzig

Solist                    : Ferdinand David

Orkestra şefi       : Niels Gade

Orkestra              : Leipzig, Gewandhaus Orkestrası

Adanan kişi         : Ferdinand David

 

Konçerto, solo kemana eşlik eden iki flüt, iki obua, iki klarnet, iki fagot, iki korno, iki trompet, timpani ve yaylı sazlardan oluşan standart klasik orkestra için bestelenmiştir.

Felix Mendelssohn’un Mi minör Keman Konçertosu, sanatçının son büyük orkestra çalışmasıdır. Söz konusu bu konçerto, keman repertuarının önemli bir parçasıdır ve tüm zamanların en çok icra edilen, en popüler keman konçertolarından biridir. Yapıt, arasız (attaca) çalınan üç bölümden meydana gelir.

 

Bölümler:

 

  1. Allegro molto appassionato
  2. Andante

III.      Allegretto non troppo – Allegro molto vivace

 

Birinci Bölüm:          Allegro, molto appassionato

 

Bölüm yaylı sazların Mi minör arpej şeklindeki sekizlik eşlikleri ile başlar ve hemen ikinci ölçüde keman solosuna girerek, gerçekten zarif, soylu bir ana “tema” ile katılır.

Obua ve kemanların verdiği yan fikirler bestecinin “Sözsüz şarkılar” ını hatırlatan romantik karakterli ikinci temaya ulaşır. Klasik dönem konçertolarında orkestra ilk temanın sunuşunu yaptıktan sonra solo çalgı bu temayı tekrarlarken, Mendelssohn bulduğu olağanüstü güzellikteki temasını bize ilk olarak kemandan duyurmaya karar verir. Bölüm orkestra ve kemanın karşılıklı diyalogları ile devam eder.

Temanın gelişme bölümünden sonraki sunumunda besteci yine o günlerde pek alışılmamış bir tarz kullanarak solo kemana arpejler yazıp temayı orkestraya bırakmıştır. Solo kemanın bu eşliği temanın daha da tutkulu duyulmasını sağlar.

Bölümün doruğu olan ve müzik tarihinde ilk kez orijinal partisyonda yer alan “kadans” başlar. Bölüm giderek hızlanarak çalınan codanın coşkusuyla biter.

Orkestranın birinci bölümün sonunda çaldığı güçlü mi minör akorları oldukça sakin fagot sesi takip eder ve ikinci bölüme geçilir.

 

İkinci bölüm              Andante

 

Fagottan yansıyan bir cümleyle bağlanır. Bölüm üç parçadan oluşan bir “Lied” dir. İnce süslemeler ve “romans” karakterinde yapısıyla seçkinleşir. Bu bölüm fagotun uzun seslerine yaylıların pizzicato üçlemeleri eklenerek başlar.

Pizzicatolar dinleyiciyi kemanın solosuna hazırlar. Zorluğu yalın biçimde çalınması olan temada da Mendelssohn zarafetini ve duygusallığını oldukça etkili bir dille sunar. Keman sakin ve derin bir sesle solosunu çalar. Bunu kornoların yüksek sesleriyle hazırlayan ve ilk önce orkestrada duyacağımız ateşli kısım takip eder. Bu kısımda keman kendine eşlik ederken üst seslerde de lirik temayı çalar. Orkestra ile kemanın bu diyaloğu ilk temanın ikinci kez gelişine kadar sürer.

İkinci bölüm ile allegretto arasında solist, kemanını bile indirmeden sadece küçük bir nefes alabilir ve yoğun bir karakteri olan üçüncü bölüme hazırlar.

 

Üçüncü Bölüm          Allegretto non troppo      Allegro molto vivace

 

İkinci bölümü takiben, yalnızca solo keman ve yaylı sazlar için yazılan kısa geçiş pasajı, açılışı bir trompet fanfarıyla diğer kısımdan ayrılan neşeli ve canlı finale bağlanır.

Üçüncü bölüm, solist ve orkestranın yanıtlanarak yarattıkları neşeli havayla başlar. Bölümün neşeli havasını korumak için solistin hızlı notaları hafif çalması gerekmektedir.

Son bölümü solist için zorlaştıran, teknik ve müzik ruhu arasındaki bu zıtlıktır. Daha sonra, müzik kısa bir gelişme kısmına geçmeden, orkestra açılış melodisinin bir varyasyonunu çalar.

Yaylı sazlara yapılan bir karşı melodi hariç olmak üzere, temanın tekrar gelişi esas olarak ilk sunuşla benzerdir.

Bölümün sonuna doğru, üflemeli çalgılar ezgiyi solo kemanın uzun ses “trill” leri ile çalar. Solo keman triller ile koda arasında tizden kalın seslere inen bir bağlantı yapar.

Konçerto coşkulu bir koda ile tamamlanır.

 

LUDWİG van BEETHOVEN

 

Doğum: 16 Aralık 1770                    Ölüm: 26 Mart 1827

 

Klasik dönemden Romantik döneme geçiş sürecine büyük katkı sağlamış ve gelmiş geçmiş en ünlü ve en etkileyici bestecilerden biri olarak kabul edilen Alman piyanist ve bestecidir.

Beethoven dünyaya gelen yedi çocuktan ikincisidir. Doğan yedi çocuktan sadece Beethoven ve diğer iki kardeşi Kaspar Anton Karl van Beethoven (1774-1815), Nikolaus Johann van Beethoven (1776-1848) hayatta kalır.

Beethoven’ın ilk müzik öğretmeni babasıdır. Daha sonra Gilles van den Eeden’den organ ve aile dostu olan Tobias Friedrich Pfeiffer’den klavye dersleri alır. Aynı zamanda Franz Rovantini’den keman ve viyola dersleri alır. Beethoven 5 yaşından itibaren çok yoğun müzik dersleri almaya başlar klavye öğretmeni Pfeiffer bazen onu gece yatağından kaldırarak zorla dersler verir.

Beethoven ilk halka açık konserini 1778 yılında henüz yedi yaşında iken verir.

1779 yılında Beethoven Christian Gottlob Neefe’den ilk bestecilik dersleri almaya başlar. 1783 yılında Christian Gottlob Neefe’nin yardımıyla Beethoven ilk bestesini yayınlar, daha sonra Beethoven Neefe’nin asistanı olarak çalışır. 1784 yılından itibaren ilk parasını asistanlıktan kazanmaya başlar. İlk 3 piyano sonatı 1783 yılında yayınlanır. Beethoven’ın bu muazzam yeteneği başpiskopos Maximilian Friedrich tarafından fark edilerek maddi ve manevi yönden desteklenir. O sıralarda baş gösteren aydınlanma çağı ve masonluk Beethoven’i derinden etkiler Neefe ve Beethoven’ın çevresindekilerin çoğu aydınlanmışlar (Order of the Illuminati) üyesidir.

1787 yılında Beethoven, Mozart’la çalışmak umuduyla Viyana’ya gider fakat varışından 2 hafta sonra annesinin hastalığını öğrenir ve geri döner. Beethoven aynı yıl içinde annesini kaybeder ve babası alkolik olur. Bunun sonucunda Beethoven küçük kardeşlerinin sorumluluğunu almak zorunda kalır ve 5 yıl boyunca Bonn’da kalmaya karar verir. Bu sıralarda Franz Wegeler ile tanışır ve onun sayesinde o zamanın seçkin ailelerinden olan von Breuning ailesi ile tanışır. Beethoven sıkça von Breuning ailesinin evine ziyaretlere gider ve çocuklarına müzik dersleri verir. Bu sıralarda Almanya’nın soylularından Count Ferdinand von Waldstein ile tanışır ve ondan maddi destek görür.

Beethoven 1789 yılında babasının alkolizm bataklığına düşmesinin ardından yasal yollara başvurarak babasının maaşının yarısının kendine ödenmesini sağlar bu sayede ailesine destek olabilecektir. Aynı zamanda seçkin sarayların orkestralarında viyola çalarak ailesine maddi katkı sağlamaya devam eder, bu sayede Mozart’ın operalarıyla tanışır ve ünlü flüt virtüözü Anton Reicha ile arkadaşlık kurar.

1792 yılında Viyana’ya giden Beethoven klasik müziğin ünlü bestecisi Joseph Haydn’ın yanında çalışmaya başladı. Joseph Haydn kısa sürede Beethoven’ın üstün yeteneğini fark etti ve her konuda ona destek oldu.

Beethoven, başlarda besteci olarak değil piyanist olarak adını duyurdu. Daha sonra yaptığı bestelerle klasik müziğin 19. yüzyılın sonuna kadar yaşayan tüm müzisyenleri etkiledi.

Beethoven’ın dokuz senfonisi, beş piyano konçertosu, bir keman konçertosu, bir piyano, keman ve çello için üçlü konçerto, otuz iki piyano sonatı ve birçok oda müziği eseri bulunmaktadır. Sadece bir opera (Fidelio) bestelemiştir. İlk senfonisini 1800 yılında yapmıştır. Eroica olarak da bilinen 3. senfonisini, Avrupa’ya demokrasi getirdiği için Napolyon’a adamıştır. Ancak daha sonra Napolyon kendini İmparator ilan ettiğinde bu adamayı geri almıştır. 9. senfoni ise en çok bilinen ve bugün Avrupa Birliği marşı da olan en çarpıcı senfonisidir.

Beethoven çok titiz çalışan bir müzisyendi. Müziği, ifade gücü ve teknik olarak çok üst seviyedeydi. Beethoven, Haydn ve Mozart’tan devraldığı prensipleri geliştirdi, daha uzun besteler yazdı ve daha tutkulu, dramatik eserler oluşturdu. Özellikle Op. 109 piyano sonatıyla Klasik müziğin Romantik Dönemi’ni başlatmıştır.

Yaşamı boyunca sağlık problemleri çeken Beethoven 1801’de işitme problemleri yaşamaya başlamış ve 1817’de tamamen sağır olmuştur. Bu dönemden sonra sağırlığı müzik yaşamını hiçbir şekilde etkilememiştir. 9. senfoniyi sağırlık döneminde bestelemiştir.

Dünyaca tanınan bir besteci olarak siroz hastalığı nedeniyle ölmüştür ve cenazesine otuz bine yakın insan katılmıştır.

 

SENFONİ  No: 7     Op.92     La Majör   

 

Bestelenme Tarihi                : 1811-1812 yılları arasında Teplitz, Bohemya

İlk seslendirme                     : 8 Aralık 1813, Viyana

Orkestra şefi                         : Ludwig van Beethoven

Adanan kişi                           : Kont Moritz von Fries

 

Senfoni, La’ da 2 flüt, 2 obua, 2 klarnet, 2 fagot, La’ da 2 korno (iç hareketlerde Mi ve Re), Re’de 2 trompet, timpani ve yaylı çalgılar için yazılmıştır.

Dokuz senfoninin arasında 7. Senfoni, özellikle son bölümünün ifade ettiği coşkun heyecan ile, Beethoven’ın en yoğun, enerji dolu ve hareketli niteliklere sahip senfonileri arasındadır.

Her bölümünün çok belirgin bir ritmik yapı üzerine kurulmasından dolayı olacak, Richard Wagner 7. Senfoniyi “Dansın Tanrılar katına çıkarılması” olarak niteliyor.

Senfoni romantizmi, sevinç ve coşkunluğu ile dinleyiciyi anında etkileyen, büyüleyici bir karaktere sahiptir. Hakkıyla seslendirilmesi oldukça zor olan bu eser orkestradan hem büyük güç, heyecan, hem de sürekli bir dakiklik, duyarlılık talep eder.

Senfoninin en sevilen Allegretto bölümünün duyarlı ve hazin yapısı eserin son bölümünün sınırsız coşkusu ile dengelenir.

 

Yapıtın Bölümleri:

 

  1. Poco sostenuto – Vivace La Majör
  2. Allegretto La Minör

III. Presto – Assai meno presto         Trio – Fa Majör, Re Majörde Trio)

  1. Allegro con brio La Majör

 

Yapıt bir bütün olarak noktalı ritim ve tekrarlanan ritmik figürler gibi dansı çağrıştıran ritmik araçların kullanımıyla tanınıyor . Aynı zamanda ton açısından da incelikli olup, La, Do ve Fa nin kilit merkezleri arasındaki gerilimlerden yararlanır. Örneğin, ilk hareket La majördedir ancak Do majör ve Fa majörde tekrarlanan bölümler içerir . Buna ek olarak, ikinci bölüm La minörde ve bölümleri La majördedir ve üçüncü bölüm olan scherzo Fa majördedir.

 

Birinci Bölüm          Poco sostenuto

 

Uzun, genişletilmiş bir girişle başlar; bu uzun artan gamları ve Do majör ve F majör modülasyonlarını kolaylaştıran basamaklı uygulamalı baskın serileriyle çeyrek nota dikkat çeke. Fa majördeki son bölümden itibaren bölüm, E notasının en az altmış bir tekrarından oluşan bir dizi yoluyla Vivace’e geçiş yapar.

Vivace sonat formundadır ve canlı dans benzeri noktalı ritimler, ani dinamik değişiklikler ve ani modülasyonlar hakimdir.

Geliştirme bölümü Do majörde açılır ve Fa majörde kapsamlı bölümler içerir . Bölüm, geliştirme bölümüne benzer şekilde başlayan uzun bir koda ile bitiyor. Koda, bir E’nin dört oktavlık derin pedal noktasının arka planında on kez tekrarlanan iki ölçülü bir motiften oluşan ünlü yirmi ölçülü bir pasaj içeri

 

İkinci Bölüm          Allegretto

 

La minördeki ikinci bölüm, allegretto “biraz canlı” tempo işaretine sahiptir ve bu, onu yalnızca diğer üç bölümle karşılaştırıldığında yavaş kılar. Bu bölüm galasında seslendirildi ve o zamandan beri popülerliğini korudu. Yaylı çalgılar bölümüne olan güveni, onu Haydn’ın deneysel yeniliklerini temel alarak Beethoven’ın yaylı çalgılar için orkestral yazımdaki ilerlemelerine iyi bir örnek haline getiriyor.

Bölüm üçlü biçimde yapılandırılmıştır. Viyola ve çelloların çaldığı ana melodi, bir ostinato (tekrarlanan ritmik figür veya zemin bas veya çeyrek nota, iki sekizlik nota ve iki çeyrek notadan oluşan passacaglia) ile başlar. Bu melodi daha sonra ikinci kemanlar tarafından çalınırken, viyolalar ve çellolar, George Grove’un “el ele tutuşan bir dizi güzellik gibi, her biri komşuları üzerindeki hakimiyetini kaybetmekten korkan” olarak tanımladığı ikinci bir melodiyi çalar. Daha sonra birinci kemanlar ilk melodiyi alırken, ikinci kemanlar ikinci melodiyi alır. Bu ilerleme, birinci keman ikinciyi çalarken nefesli bölümün ilk melodiyi çalmasıyla doruğa ulaşır.

Bundan sonra, klarnetler kemanların çaldığı hafif üçlülerin arka planına daha sakin bir melodi kattıkça müzik La minörden La majöre değişiyor . Bu bölüm daha sonra yaylıların La minör skalada hızlı bir inişle sona erer ve ilk melodi katı bir fugato ile devam ettirilir ve detaylandırılır

 

Üçüncü Bölüm          Presto – Assai meno presto

 

Bu bölüm Fa majörde bir scherzo ve Re majörde üçlüdür. Burada üçlü (Avusturyalı hacıların ilahisine dayanan bir yerine iki kez çalınıyor.)

 

Dördüncü Bölüm                  Allegro con brio       

 

Son bölüm sonat formundadır. Müzik tarihçisi Glenn Stanley’e göre Beethoven, özellikle Beethoven’in müziğinde nadir görülen bir örnek içeren koda’da “bir yaylı bölümün obligato benzeri bir arka plan olarak kullanıldığında hem açısallığı hem de ritmik kontrastı gerçekleştirebilme olasılığından yararlandı”, dinamik işaretlemenin fff (fortissimo).

Eleştirmenler ve dinleyiciler çoğu zaman Yedinci Senfoni’nin heyecanlandırdığını veya ilham aldığını hissetmişlerdir. Örneğin bir program notu yazarı şöyle yazıyor:

“… son bölüm, tüm orkestrayı ayaklarından kaldıracak ve tiyatronun etrafını saracak kadar önlenemez bir hızla ilerliyor, şimdiye kadar yazılmış en mükemmel senfonilerden birini icra etmenin katıksız sevincine kapılıyor”.

Besteci ve müzik yazarı Antony Hopkins senfoni hakkında şunları söylüyor: Yedinci Senfoni belki de diğerlerinden daha fazla bize gerçek bir kendiliğindenlik hissi veriyor; ilham veren buluşların akıntısında sürüklenirken, notlar sayfadan uçup gidiyor gibi görünüyor. Beethoven’ın kendisi bundan sevgiyle “en iyi yapıtlarından biri” olarak söz etti. Biz kimiz ki onun kararına itiraz edelim?

Öte yandan esere duyulan hayranlık evrensel olmadı. Provalar sırasında hazır bulunan Friedrich Wieck hem müzisyenler hem de sıradan insanlar arasındaki fikir birliğinin Beethoven’ın senfoniyi sarhoş bir halde bestelemiş olması gerektiği yönünde olduğunu söyledi ve orkestra şefi Thomas Beecham üçüncü bölüm hakkında şu yorumu yaptı:

“Bununla ne yapabilirsin? Bir sürü yak’ ın etrafta zıplaması gibi”.

 

SANATLA KALINIZ !!!

 

Taşar ERKOL