Bir bilimsel toplantıyı, ilgiyle izlenilir yapan iki özellik var.
Sunum yapanın, teorik ve pratik bilgiye anlaşılabilir katkısı,
Dinleyicinin de, anlaşılabilirliğin güveniyle interaktif katılımı.
Yani hem anlatan çok önemli, hem de dinleyen ve anlayan.
Hafta sonu harika bir toplantıda, konuşma yapma şansım oldu.
Son yıllarda araştırma ve eğitime büyük yatırım yapan,
Bezmialem Üniversitesinin, genç ve dinamik ekibinin,
Sevgili kardeşim, Prof. Dr. İbrahim Tuncay’ın davetlisiydim.
Hafta sonunu, konuşup, dinleyip, tartışmaya ayıranlar içinde,
Bilimi yücelten, iki çok özel bilim insan da vardı .
ABD’den Prof Dr. Javad Parvizi ve Prof. Dr. Orhun Muratoğlu.
Uluslararası üne sahip bu iki bilim insanının ortak özellikleri ise,
Birinin Türk, diğeri İran Azeri kökenli olması, yani ortak kültür.
Beyin göçünün, gelişmiş ülkelere sağladığı sayısız faydanın,
Canlı örnekleri olarak bu iki değerli insanı dinlerken,
Fikirlerin, uygun vasatı ve iklimi bulduğunda nasıl geliştiğini,
İnsanın sınırsız kapasitesinin değerlenişini açıkça hissediyorsunuz.
Bir toplantıyı değerli kılan şey, irdelenen konu ne olursa olsun,
İnsani değerleri yücelten, gelişime ivme kazandıran o katkının,
Aynı zamanda anlaşılabilir ve pratiğe aktarılabilir olması…

∞Ω∞

Sevgili dostlar, bir öğretinin en büyük bileşenleri usul ve esas.
Dünyada yüzyıllardır devam eden tüm öğretilerin ritüeline bakın,
Esası bilmeden ya da usule uymadan sürdürülebilirlik mucizesine,
Düşüncenin pratik yaşama aktarılmasına ulaşmak mümkün olmaz.
Biz insanlara, yüzyıllardır öğretilmeye çalışılan temel bilgilerin,
Esasın çerçevesinde ve usulün sistematiğinde olma nedeni budur.
Harvard gibi bir eğitim mabedinde, Prof. Dr. mertebesinde,
Ortopedi bilimine, buluşlarıyla büyük katkı yapması nedeniyle,
Amerikalının tıp profesörü ünvanı ile onurlandırdıkları,
Erzurum kökenli malzeme bilimi uzmanı Orhun’un,
Philadelphia Thomas Jefferson Üniversitesinin lokomotifi,
Rothman Enstitüsü gibi bir kurumda rüştünü ispatlayıp,
Tüm dünyada kullanalacak algoritmalar geliştirebilen,
İran Azeri kökenli meslek duayeni olan Javad’ın
Bilimde esas ve usulü şiar edinmiş medeniyete göçmesi,
Burada muasır bilim neferi olabilmelerini iyi okumak lazım.
Bilginin boşa akmaması, sel olup yıkıp kirletmemesi için,
Tepeden aşağı; esastan ayrılmadan, usulü içselleştiren sistematikle,
Anlaşılabilir, kavranabilir ve kullanılabilir belletilmesi şart.
Bilimi anlaşılabilir ve sevimli hale getirmek gerek.
Bilimi sıradan insanın günlük düşüncesine sokmak gerek.
Bilimin çıktılarını çare olarak görebilmeleri için insanların,
Bilimi güzel, alımlı ve sempatik hale getirmek şart.
Ne bilimin esasının yerini bir labirentin sonundaymış gibi,
Ne de usulünü demoklesin kılıcı yapmamak gerek.

∞Ω∞

Bilimle uğraşanlar, yaşamını mesleki bilgiyle kazanan için,
Beyin doyurucu bir toplantının üstünde keyif yoktur.
Pazar sabah kahvaltısını Bezmialem’in Beykoz tesislerinde,
Çınar ağaçları içindeki mükemmel araştırma merkezinde,
Tersine beyin göçünün neferlerini dinleyerek yapıyoruz.
Araştırma, geliştirme ve yenilikler için bu denli yatırımı,
Ve yurtdışından geri dönerek bayrağı alanları görünce,
Neden tersine bir beyin göçü başlamasın diyor insan.
Parvizi ve Muratoğlu’nun son derece innovatif sunumları,
Doğu kökenli samimi, mütevazi ve içten tavırlarına ekledikleri,
Özgür düşünceyle bezeli, esasa ve usule oturtulmuş kanıtlar,
Eminim toplantıya katılan herkeste aynı etkiyi bırakıyor.
Hakikatin ve onun aynası kanıtlı bilginin en önemli ihtiyacı,
Onları olgunlaştırıp, sınıflayıp, kategorize ve anlaşılır edip,
Hem mesleğin erbablarına hem de hepimize ulaştırabilen,
Özgür, akl-u hikmet ve görev bilinçli bilim adamları.
Beyin niye göçüyor ? Çünkü aradığı bir vasat, bir iklim var.
İşte o da, çok eskilerden beri insana öğretirken kullanılan,
Esasın baz olduğu bir vasat ve usulün hükmettiği bir iklim.
Palavra yok, yanıltma yok, sanma yok, yaptım oldu yok.
O vasat ve iklim yaratıldığında beyinler geri göçecektir.
Dedim ya, bir bilimsel toplantı iki şey ile mükemmelleşiyor,
Anlatanın dinleyene , dinleyenin anlatana dönüşmesiyle…